15 Şubat 2015 Pazar

Ara transfer dönemi bilançosu

Hiç yorum yok:
Avrupa’da bir transfer dönemi daha sona erdi. Piyasada yine milyon Eurolar döndü. Kulüpler kadrolarını güçlendirdi, oyuncular kariyerlerinde yeni sayfalar açtı. Bizde sizler için Avrupa’nın önde gelen liglerinin transfer bilançolarını sizler için değerlendirdik. Avrupa’nın 5 büyük liginde (Premier League, La liga, Bundesliga, Serie A ve Ligue 1) 2014-2015 sezonu ara transfer dönemi geçtiğimiz sezona göre çok daha hareketli geçti. Futbol ekonomi ajansı Soccerex transferde harcanan ücretlerin rakamlarını açıkladı. Bu 5 ligin takımları transfere toplamda 380 milyon Euro harcadı. Bu da geçen...
Devamını Oku »

5 Şubat 2015 Perşembe

Juan Roman Riquelme: "El Señor Futbol"

2 yorum:
Dünya da milyonlarca insanın uğrunda ölebileceği bir spordur futbol. Efsane hoca Bill Shankly'nin de dediği gibi "Bazıları futbolun ölüm-kalım meselesi olduğunu söylerler, size temin ederim ki bundan daha fazlasıdır."  Her çocuk ülkesi fark etmeksizin doğuştan futbolcudur, sokaklarda kendilerine bir idol benimserler ve onun peşinden giderler. Ama idol kim olursa olsun her çocuğun ortak hedefi bellidir. "Futbolcu olursam 10 numarayı giyeceğim." Her çocuğun hayalini süsleyen bu 10 numaralı forma şüphesiz bu sporun en anlamlı rakamıdır. 10 numarayı hakkıyla taşıyan futbolcular ise genellikle kulüpleri tarafından 'efsane' sıfatına layık görülürler. Bireysellikten sıyrılıp takım oyununa doğru evirilen günümüz futbolun da 10 numaraların da rolü görece olarak azalmaya başlamış durumda. Giderek azalan 10 numaraların içinden bir efsane daha ellerimizin arasından kayıp gitti. 37 yaşındaki Juan Roman Riquelme, geçtiğimiz günlerde futbolu bıraktığını açıklayarak çoğu insanı üzdü. Her zaman sevindiren adam bu sefer üzdü. Bu yazımda Riquelme'nin hayat basamaklarını birer birer nasıl tırmandığını ve zirveye yükselişini anlatacağım.

İlk Yıllar ve Riquelme'nin Şov Dünyasına Girişi
1978 yılının Haziran ayının son günlerinde ilk çocuklarını dünyaya getiren Riquelme ailesi için o sıralar belli başına önemli şeyler vardı. Aşırı şekilde fakir bir yaşam süren aile çocukların karnını nasıl doyuracaklarını düşünürken diğer yandan Arjantin'in Dünya Kupası finalindeki neticesi merak ediliyordu. Bu dünya kupası zaferinin önümüzdeki yıllarda birçok Arjantinli gence ilham kaynağı olduğunu düşünürsek önemini anlayabiliriz.

Güney Amerika'dan yetişen her çocuk gibi yürümeye başladığı andan itibaren futbola merak salan Riquelme doğduğu yer olan San Fernando'daki kulüplerde top koşturmaya başladı. Yeteneği sayesinde kısa sürede ülke futbolunun birçok takımının dikkatini çekmeyi başaran Riquelme tercih hakkını Argentinos Juniors'dan yana kullanıp 1992 senesinde takıma katıldı. Riquelme, Argentinos alt yapısında yaşıtlarına oranla gösterdiği üstün yeteneği ve zekasıyla kısa sürede büyük takımların dikkatini çekmeyi başaracaktı.
Boca Juniors Yılları ve Yükseliş
Büyük takımların dikkatini çekmeyi başaran Riquelme için devrede olan kulüplerin River Plate ve Boca Juniors olduğunu göz önüne alırsak genç oyuncunun ne kadar büyük iş başardığını anlayabiliriz. Boca genç oyuncunun aklını çelerek astronomik bir bedelle kadrosuna katarken Riquelme kendini 17 yaşındayken ülkenin en büyük 2 takımından birinde buluyordu. Boca altyapısında gösterdiği performansla kısa sürede A takıma çıkmayı başaran Riquelme Boca formasıyla ilk resmi maçına 10 Kasım 1996'da Union de Santa Fe karşısında çıkıyordu. Takip eden haftalarda Huracan'a karşı bir de gol atarak kısa zamanda taraftarların dillerine pelesenk olmayı başaran Riquelme, o sezonu toplamda 22 maçta 4 gol atarak tamamlıyordu. İlerleyen sezonlarda takımın saha içindeki lideri rolünü üstlenmeyi kendine görev edinen Riquelme, 1998 yılından itibaren Avrupa kulüplerinin de mercek altına gireceği o performansı göstermeye başlıyordu. Boca formasıyla 98 Apertura ve 99 Clausura'yı kazanma başarısı gösteren Riquelme 2000 Apertura'yı da kazanıyordu. Riquelme artık toy bir genç olmaktan çıkmış, süperstara evirilme noktasına ulaşmıştı. Kıta futbolunun en önemli kupasında Copa Libertadores'te 2000 yılında Palmeiras'ı yenerek şampiyon olan Boca da Riquelme, bir üst satırlarda belirttiğim süperstar olma evresine ilk adımını atmıştı. Takip eden aylarda Kıtalararası Kupa da Real Madrid'i yenerek şampiyon olan Boca Juniors aynı sezonun bitiminde Copa Libertadores'i Cruz Azul önünde tekrar kazanarak üst üste 2 sezonda da zafere ulaşmayı başarıyordu. Riquelme kısa süre içinde müzesine 5 önemli kupa koymuştu bile! Kişisel ödüllere de doymayan Riquelme 2 sene üst üste ülkenin en iyi futbolcusu seçilmiş ve kişisel başarılarına 2001 yılında bir de "Güney Amerika'nın en iyi futbolcusu " ödülünü eklemişti. Ancak her masalın sonu olduğu gibi Riquelme'nin Boca masalının da bir sonu olacaktı. Kısa süre içinde Avrupa futbolunun önde gelen takımlarının dikkatini çekmeye başaran Riquelme birçok kulübün rüyası olmayı başarmıştı. Atletico Madrid'e mi gidecek Real Madrid'e mi yoksa Barcelona'ya mı gidecek derken Arjantinli yıldız kafasına Barcelona ismini kazımıştı. Riquelme'nin Barcelona'ya gitmeyi istediği kadar Boca taraftarları istemiyordu elbet. Transfer görüşmeleri yapıldığı sırada Riquelme'nin kardeşlerinden biri kaçırılır ve karşılığında para istenir. Hala tam kanıtlanamamış olsa da bu işi Boca taraftarlarının yaptığı söylenir efsanelerde. Kardeşinin parasını ödeyen Riquelme kendisini İspanya'nın gösterişli şehri Barcelona da bulur ve Avrupa futboluna adımını atar.
Barcelona ve Avrupa Futboluna Adım Atış 
Katalan ekibine transfer olan Juan Roman Riquelme Güney Amerika'daki bulduğu serbestliği ve rahat ortamı burada bulamayacağını biliyordu ancak elbette bu kadar fazlasını beklemiyordu. Hollanda Milli Takımı'ndan kötü hatıralarla ayrılan Louis Van Gaal Barcelona'nın teknik direktörüydü ve Riquelme'ye Güney Amerika da oynadığı serbest roldeki kadar rahat ettirmeyeceğini ilk günden belli ediyordu. Barcelona yılları kötü geçen çoğu futbolcu gibi 'sistemin kurbanı olan' Riquelme çoğu zaman mevkisinin dışında oynadı ve istenmeyen adam oldu. Barcelona kariyeri şüphesiz hayatının en kötü günleri olan Riquelme sezon bitiminde kiralık olarak Villarreal'in yolunu tutacaktı. 
Villarreal ve Mucize Başarılar
Ronaldinho'yu kadrosuna katan Barcelona yabancı sınırında hakkını doldurduğu için bir boş yer açmak zorunda kalıyordu ve bu ismi Riquelme'den yana kullanıp Arjantinli oyuncuyu Villarreal'e yolluyordu. Tıpkı kendisi gibi Avrupa futboluna hayal kırıklığı ile başlayan Diego Forlan ile aynı takımı paylaşan Riquelme 2003-2004 sezonunda La Liga'da çıktığı 33 maçta toplam 8 gol atmayı başararak takımını ligin 8. sırasına taşıyan temel elemanlardan biri olmuştu. Takip eden sezonda ligde 15 gol atmayı başaran Riquelme takımının sezonu Barcelona ve Real Madrid'in arkasında 3. sırada tamamlayıp Şampiyonlar Ligi vizesi almasını sağlamıştı. La Liga'da yılın en iyi yabancı futbolcusuna verilen Don Balon Award ödülüne layık görülen Riquelme, aynı zamanda MARCA tarafından "En Artistik Futbolcu" seçiliyordu. Riquelme, yine aynı yıl içinde seçilen FIFA Yılın Oyuncusu ödülüne de aday gösterilecekti. 30 futbolcu arasında 16. olmayı başaran Riquelme'nin Avrupa futboluna ne kadar kötü giriş yaptığını göz önüne alırsak gösterdiği çıkış takdire şayandı. 

2005-2006 sezonunda Şampiyonlar Ligi'nde boy gösterecek olan Villarreal herkesin de beklediği gibi Riquelme'nin haklarını Barcelona'dan satın alıp Arjantinli futbolcuyu artık %100 "kulübün oyuncusu" yapıyordu. O sezon ligde Avrupa potasının dışında kalsalar da Avrupa arenasında inanılmaz işlere imza atan Riquelme ve arkadaşları Lille, Benfica ve Manchester United'ın bulunduğu gruptan sadece 1 gol yiyerek lider olarak çıkmayı başarıyordu. 2.turda karşılarına gelen İskoç Rangers'ı deplasman golü kuralıyla elemeyi başaran İspanyol ekibi çeyrek finale yükseliyordu. Çeyrek finalde İtalyan devi Inter ile karşılaşan Villarreal deplasmandaki maçı 2-1 yitirse de Madrigal'de üstün oyun sergileyip 1-0 ile yarı final biletini kapan taraf oluyordu. Yarı finalde Arsenal ile karşılaşan Villarreal Highbury'de ki ilk maçı Kolo Toure'nin attığı golle 1-0 mağlup tamamlıyordu. El Madrigal'de oynanan rövanş belki de tarihin en dramatik anlarından birine sahne oluyordu. 0-0 devam eden maçın son dakikasında penaltı kazanan Villarreal'de topun gerisinde Riquelme vardı. Arjantinli oyuncu kendisinden beklenmeyeni yapıp penaltıyı kaçırırken Villarreal tarihi bir fırsatı geri tepip Şampiyonlar Ligi'nden eleniyordu. Yine de herkes onların gruplardan elenmesini öngörürken yarı final oynayan Riquelme ve arkadaşları çok büyük iş başarmıştı. 2006-2007 sezonu devam ederken Boca Villarreal'ın kapısına 5 aylık kira teklifi ile geliyordu ve Villarreal, bu teklifi kabul ediyordu. Riquelme yuvaya geri dönüyordu.
Tekrardan Boca ve Topraklara Dönüş
Resmi olarak 2007 Şubat'ta Boca'ya tekrardan katılan Riquelme'nin geri dönüşü olay yaratmıştı. Taraftarlar yıldız oyuncuyu tekrardan bağrına basarken Riquelme özlediği topraklara daha da önemlisi özlediği mevkisine serbestliğe geri dönmüştü. Boca o sezon bitiminde Copa Libertadores'i Gremio önünde kazanırken Riquelme turnuvanın en iyi oyuncusu ödülüne layık görülmüştü. Kısa zamanda bu kadar görkemli bir başarıya imza atmayı başaran Riquelme'yi kulübü Villarreal bırakmak istemiyordu. 2007-2008 sezonuna Arjantinli oyuncu İspanya'da başlıyordu. Boca Villarreal'in kapısına birden fazla teklif ile defalarca gelse de Villarreal son sözünü söylemişti. Ancak Riquelme oynadığı futbolla İspanya'da daha fazla bulunmak istemediğini belli ediyordu. 2008 yılının ilk günlerinde Arjantin futbol tarihinin en yüksek bedeline tekrardan efsane olduğu kulübünün yolunu tutuyordu.

İstediği ortamda, sevdiği kulüpte ve istediği gibi oynatılınca fark yaratmaya başlayan Juan Roman Riquelme Boca formasıyla Apertura 2008'i kazanmayı başarıyordu. O yılın yaz aylarında oynanan Recopa Sudamericana da Arsenal'ı 2 maç sonunda toplamda 5-3 ile geride bırakan Boca Juniors bu kupayı da kazanırken Riquelme müzesine farklı bir başarı daha ekliyordu. 2008 yılında ülkenin en iyi futbolcusu ödülünü bir kez daha kazanan Riquelme'nin ilerleyen yıllarda kendi performansında da belirgin bir düşüş olan Riquelme bu düşüşü takımına da yansıtıyordu ve Boca yılı kupasız kapatıyordu. Ancak son kurşunlarını atmak için bir kalkış daha gerçekleştiren Tangocu, Apertura 2011'i kazanan takımda yine yeniden yıldızlaşmayı başarıyordu. Sezon sonunda yine ülkenin en iyi futbolcusu ödülüne toplamda 4. kez layık görülmüştü. 2011-2012 sezonunda Racing Club önünde Arjantin kupasını da kazanan Boca Juniors'ta yıldız oyuncu Riquelme'nin son kupası olacaktı. Kendisini 2012-2013 sezonunda farklı kıtalardan birçok takım istese de Riquelme Arjantin'den ayrılmayı istemiyordu. Nitekim Boca formasıyla hayalini kurduğu çoğu şeyi yapmayı başaran yıldız oyuncu 17 Temmuz 2014 tarihinde futbola altyapısında başladığı Argentinos Juniors'a imza atıyordu. 

Juan Roman Riquelme: "El Señor Futbol"

Argentinos formasıyla çok uzun bir süre geçirmeyen Riquelme'nin kapısı 23 Ocak tarihinde Paraguay kulübü Cerro Porteno tarafından çalınıyordu. Cerro haftalık 110.000 dolar gibi çılgın bir rakamı Riquelme'ye vermeye hazırdı bile ama Tangocu kararını çoktan vermişti. 25 Ocakta ESPN'e yaptığı bir açıklamayla futbol yaşantısına son verdiğini açıklayan Riquelme ayrıca bu yaşta kendisine güvenmeyi sürdüren Cerro'ya da şükranını bildiriyordu. Bir bakıma giderek azalan 10 numaraların içinden bir 10 numara daha ellerimizin arasından kayıp gitmişti.
Devamını Oku »

2 Şubat 2015 Pazartesi

Marsilya'da Performans Düşüklüğü

Hiç yorum yok:
Sezonun ilk yarısında fırtınalar estiren Marsilya ligin 2. yarısına çok kötü bir başlangıç yaptı. Bielsa'nın öğrencileri geçtiğimiz aylara nazaran, ocak ayında oldukça kötü sonuçlar elde etti. Önce Fransa kupasında 4.lig ekiplerinden Grenoble'a elenmesi, hemen ardından Montpellier deplasmanında alınan 2-1'lik mağlubiyet takımın durumu hakkında soru işaretlerine neden açmıştı zaten. Marsilya ertesi hafta Velodrome'da Guinguamp'a karsı 2-1 kazansa da takımın sergilediği futbol taraftarı hiç mutlu etmemişti. Takımın As oyuncularından Andre Ayew ve Nicolas N'Koulou'nun Afrika kupasında bulunmasından...
Devamını Oku »

27 Ocak 2015 Salı

Los Galacticos'tan Geleceğe Yatırımlar

Hiç yorum yok:
Yıllardan beri Real Madrid sözü ve yanında transfer politikası kavramı geçtiğinde hepimizin aklına "ün yapmış futbolculara milyon dolarlar dökerek alan kulüp" tamlaması gelir, gelmekteydi. Aslına bakarsanız Madrid'de çok fazla şey değişmiş değil. Yazın astronomik bir bedele James'i transfer etmeleri bunun göstergesi. Ancak Real Madrid özellikle altyapıdaki takım olan Real Madrid Castilla'nın başına Zinedine Zidane'ın geçmesiyle birlikte gençlere yönelik hamlelerinde daha akılcı bir politika izlemeye başladı. Zidane sezona başlamadan Abner ve Varela gibi oyuncuları takıma transfer ederken sezon...
Devamını Oku »

26 Ocak 2015 Pazartesi

Nabil Fekir

Hiç yorum yok:
Nabil Fekir, yine Lyon altyapısı görmüş bir futbolcu. 1993 doğumlu genç yıldız altyapısından yetiştiği kulüpte bu sezon parlıyor. Attığı gollerle, yaptığı asistlerle ve sergilediği başarılı futboluyla takımına bu sezon büyük katkıda bulunuyor. Fekir kimdir? 18 Temmuz 1993 tarihinde Lyon'da dünyaya gelen Nabil Fekir Cezayirli bir ailenin son çocuğudur. Babası da Cezayir 1. liginde futbolculuk yapan Fekir henüz 12 yaşındayken Lyon altyapısına dahil edilir. Ancak 2 sene sonra yasadığı sakatlıklar nedeniyle Lyon altyapısından ayrılmak zorunda kalır ve Saint-Priest kulübünün yolunu tutar. Saint-Priest...
Devamını Oku »

20 Ocak 2015 Salı

Ahmed Hassan 'Koka'

1 yorum:
Ahmed Hassan 'Koka', Rio Ave'nin piyasaya sunduğu özel yetenek. Bu sezon oynadığı maçlarda ve attığı gollerle Liga Sagres'e damga vuran, taraftarlar tarafından 'Mısırlı Aguero' ve 'Koka' lakabı takılan 21 yaşındaki oyuncu son yıllarda Portekiz’de izlediğim en saf yeteneklerden birisi... 2011-2012 sezonunda Mısır’ın Al Ahly takımından transfer edildi. Rio Ave'li scoutları tarafından 1 yıllık takip sonucu beğenilip onay verilmiştir. Teknik direktör Nuno Espirito isteği üzerine ilk yılı rezerv takımda oynamıştır. İkinci sezonunda sezonu vasatı aşamasa da teknik ekip olarak potansiyeline...
Devamını Oku »

Lyon Lacazette'yle Uçuyor

Hiç yorum yok:
Geçtiğimiz son birkaç sezonda genç oyuncularına güvenip sezona baslayan Olympique Lyon bu sezon da yine altyapısına güvenerek lige adim attı. Lacazette, Umtiti, Fekir, Lyon altyapısından çıkıp da takımının bu yarım sezonluk başarısında büyük katkıda bulunan oyunculardan birkaçı. Lyon bu sezon da altyapısıyla gülüyor. Özellikle bir oyuncu sayesinde; Alexandre Lacazette. Geçen hafta Toulouse'u evinde genç yıldızları Lacazette'in 2 ve Fekir'in 1 golüyle 3-0 yenerek liderliğe yükselen Lyon bu hafta da Lens'i deplasmanda 2-0 yenmeyi başardı ve liderliğini sürdürdü. Lyon su...
Devamını Oku »