8 Eylül 2013 Pazar

Armindo Tue Na Bangna ‘Bruma’

Hiç yorum yok:
Galatasaray'ın yeni yıldız adayı transferini mercek altına alalım...



Babası Gine Bissau’lu, annesi Portekizli olan Bruma, futbolcu olma hayalini gerçekleştirmek için doğup büyüdüğü topraklar olan Bissau’yu bırakıp Portekiz'in Lizbon şehrine gitmeye karar verir. 12 yaşında babasının büyük desteği ile birlikte Portekiz'in yolunu tutar... 

2007‘de Academia de Puma altyapı seçmelerine girer ve hemen kulübe entegre olur. 2012 yaz aylarında Sporting Lizbon ile A takıma çıkmaya başlar ve profesyonelliğe ilk adımlarını atar. Sporting teknik direktörü Jesualdo Ferreira tarafından 18 kişilik kadroda kendine yavaş yavaş yer bulmaya başlar. Bir lig maçında oyuna girerek (Maritimo maçı) takımını galibiyete taşıyan golü kaydeder. Ama hem hocanın kovulması hem de kulübün o anki kaos durumundan dolayı aynı yıl Sporting B takımına gonderilir ve cok başarılı bir sezon geçirir. 25 maçta 6 gol 6 asisti hanesine yazdırır. 



2012-13 sezonunda takımın başına getirilen Jardim tarafından kampa alınmasina rağmen yönetimle olan sorunları yüzünden kadro dışı bırakıldı. Kendisine sunulan teklifi beğenmeyen ve gitmek istediğini yönetime iletirken menajeri ile kulüp başkanı Bruno de Carvalho ile davalık olması -küfür ettiği iddaa ediliyor- tamamen Sporting ile bağlarini kopardı. Sözleşmesinin +1 yıllık opsiyonu devreye sokarak satış listesine konulmuştur.



24-10-1994 doğumludur ve 1.73 boyundadır. 
Lakabı: Leoes de Alcochete (Alcochete Aslanı) 
En yakın arkadaşı: Tiago Ilori 
İdol oyuncusu: Cristiano Ronaldo 
İdol teknik direktörü: Jose Mourinho 
Hedefi: ‘En büyük hayalim Mourinho ile çalışmak’ demiştir. 

  • Luiz Felipe Scolari ve Jose Pekerman gibi isimlerle birlikte çalışan Academia altyapı hocalarından Galvez onun için ‘Ronaldo, Nani, Quaresma ile birlikte çalıştığım en yetenekli oyuncudur’ demiştir. 
  • 2013‘ün devre arasında Manchester City ve Liverpool gibi kulüplerden gelen teklifleri ‘yedek kalmak istemiyorum, oynamak istiyorum’ diyerek reddetmiştir. 
  • Türkiye'de düzenlenen U20 turnuvasında oynadığı 4 maçta 5 gol atarak dikkat çekmiştir ve turnuvanın en golcü ikinci oyuncusu seçilerek ‘Gümüş Ayakkabı’ ödülünü almıştır. 
  • Portekiz kamuoyu tarafından geleceğin yıldızı olarak görülüyor.
İşte Bruma:

Artıları: Bana göre orijinal mevkisi kanat oyuncusundan çok ikinci forvet (9.5 numara) ve santrfordur. Çok yönlü diyebilirim. 4-3-3 ve 4-2-3-1 gibi sistemlerde çok rahatlıkla oynayabilir. 4-3-3'un sol açığı veya sağ açığı gibi bir çok farklı pozisyonlarda ve fiziğine rağmen inanılmaz kuvvetli olması Emenike’yi andırıyor. Burak Yılmaz gibi hem toplu hem topsuz alanlara çok çabuk koşu yapabilmesi, sağ ayaklı olmasına rağmen ters kanatta oynayabilmesi de en iyi meziyeti. Bitiriciliği ve son vuruşlardaki becerisi, topu ayağına yapıştırıp saklayabilmesi de bir diğer dikkat çekilmesi gereken nokta. 


Eksileri: Hem saha içi ve saha dışı mental eksikliği, çabuk sinirlenip aniden oyundan düşmesi. (Sporting B’de oynarken çok yaşadı.) Sporting yetkilileri ile olan sorunları, Vercauteren ve Sa Pinto ile anlaşamaması sonucu bir türlü A takıma çağrılmaması, topu haddinden fazla ayağında tutması, takım arkadaşları ile olan kollektif zayıflık oyuncu da dikkat edilmesi gerek diğer yönler.
Devamını Oku »

3 Eylül 2013 Salı

Ligue 1 4.hafta degerlendirmesi

Hiç yorum yok:
Fransa Ligue 1'de 4.hafta tamamlandı, çekişmeli maçlara sahne alan bu haftada futbol severler 19 gol izledi, gol ortalaması 1,9 oldu.


Psg son dakikalarda güldü.


Psg yine son 3 maçtır olduğu gibi puanları maçın son dakikalarında kopardı. Guimguanp karşısında güzel futbol sergileyen, maç boyunca birçok gol pozisyonu yakalayan, oyunun hakimi olan Psg golü ancak genç yıldızı Rabiot ile 90+1'de buldu. Ardından 90+3'de İsveçli yıldız Ibrahimovic kendi adına sezonun ilk golünü kaydetti ve maçın sonucunu belirledi, 2-0. Bu sonuçla Psg puan tablosunda 4. sıraya yükseldi.

Derbide gülen taraf Monaco oldu.


Ligin ilk 2 sırasında yer alan ve şampiyonluk için mücadele eden Marsilya ve Monaco, Marsilya'da, Velodrom Stadı'nda 60.000 taraftar önünde karşı karşıya geldi. Oldukça çekişmeli geçen maçta her iki takim da önemli fırsatlar yakaladı. Skor tabelasını 43. dakikada Lucas Mendes değiştirdi ve Marsilya'yı 1-0 öne geçirdi. 2. yarıda ise etkili olan taraf Monaco'ydu. Ranieri'nin öğrencileri 2. yarıya hızlı başladı ve 47. dakikada Kolombiyalı yıldızı Falcao ile durumu eşitledi. Etkili oyununu sürdüren Monaco 79. dakikada sezonun flaş ismi Riviere ile durumu 2-1 yaptı ve sahadan 3 puanla ayrıldı. Bu skorla Monaco liderliğe yükselirken, Marsilya 2. sıraya geriledi.


Lyon'da kötü gidisat devam ediyor...


Sezona 2 galibiyet ile çok iyi bir giriş yapan Lyon 2 haftadır puan alamıyor. Geçen hafta evinde Reims'e 1-0 yenilen Lyon, bu haftada Evian deplasmanından eli boş döndü. Maç boyunca bekleneni veremeyen Lyon'lu futbolcular, henüz 7. dakikada golü kalesinde gördü. Takımını 1-0 öne geçiren Berigaud 34. dakikada yeniden sahneye çıktı ve durumu 2-0 yaptı. 2. yarıya ise daha iyi baslayan Lyon, golü 50. dakikada Gonalon ile buldu. Bu gol her ne kadar Lyon'u umutlandırsa da maçta başka gol olmadı ve Lyon evine puansız döndü. Bu sonuçla Lyon puan tablosunda 8. sıraya geriledi.

Saint-Etienne evinde galip.


Geçen hafta Lille deplasmanından eli boş dönen St-Etienne, bu hafta konuk ettiği Bordeaux'ya şans tanımadı. Maça hızlı başlayan yeşil-beyazlılar 7. dakikada Hamouna ile 1-0 öne geçti, ilk yari bu skorla tamamlandı. 2. yarıda etkili futbolunu sürdüren St-Etienne Perrin ile 2-0 öne geçti. 90+1'de ise Obraniak, Bordeaux'yu umutlandırsa da maçta başka gol olmadı ve St-Etienne sahadan 2-1 galip ayrıldı. Böylece St-Etienne 3. sıradaki yerini korurken, Bordeaux 15. sıraya geriledi.

Diğer maçlarda alınan sonuçlar:


-Bastia 2-1 Toulouse (Goller: Keseru,Romaric - Braithwaite)
-Reims 0-0 Nantes
-Sochaux 0-0 Ajaccio
-Lorient 1-0 Valenciennes (Gol: Aboubakar)
-Rennes 0-0 Lille
-Nice 2-2 Montpellier (Goller: Kolodziejczak,Eysseric - Camara,Tiene)

Öne çıkanlar:

-Psg 15 maçtır yenilmiyor.
-Bu hafta 19 gol atıldı, sezonun en az gol atılan haftası.
-Saint Etienne evinde 11 maçtır yenilmiyor.
-Ibrahimovic bu sezon ilk golünü attı.


5. hafta programı:

Monaco - Lorient

Nantes - Sochaux

Guingamp - Bastia

Bordeaux - Psg

Toulouse - Marsilya

Lille - Nice

Lyon - Rennes

Valenciennes - St-Etienne

Ajaccio - Evian
Montpellier - Reims

Devamını Oku »

İzzet TÜRKYILMAZ

Hiç yorum yok:

Küçükköy Belediyespor'un açtığı spor okullarında basketbol hayatına atılan oyuncu, daha sonra Banvit altyapısına geçti. Banvit'in Türkiye Basketbol 2. Ligi'nde mücadele eden pilot takımı Genç Banvitliler'de oynadı. 2010-11 sezonunda Banvit forması ile Türkiye Basketbol Ligi'nde ilk kez oynadı. 2010-11 TBL normal sezonunu maç başına 2,6 sayı 1,3 ribaund ve 0,4 asist ortalaması ile tamamladı. Play-off'ta ise maç başına 0,8 sayı 1,6 ribaund ortalaması elde etti.

( Türkiye Erkek Basketbol Milli Takımı ile 2011 Avrupa Basketbol Şampiyonası’nda mücadele etti.)

NOT: Bilgiler Wikipedia’dan. 


Nereden başlayacağımı bilemedim, İzzet garip bir arkadaş (yanlış anlaşılmasın fiziki görünüşü üzerine söylemiyorum bunu) 2,10 küsür boyu var buna rağmen  ayakları çabuk, top hakimiyeti ‘eh işte’, atletizmine söz yok ‘Maşallah’, ortalama sayılabilecek şutu var ve gözlemleyebildiğim kadarıyla sorumluluk almaktan kaçmayan bir oyuncu profili çiziyor. 4-5 pozisyonunda oynayan bir oyuncu için bu saydığım özellikler üst düzey ama İzzet’in ortası yok. Yani neyi iyi yapabiliyor diye sorduğumuzda cevap veremiyoruz. Bununla beraber madalyonun bir de diğer yüzü var. Tabii ki en büyük zaafı fizik olarak çok zayıf olması. Eşleştiği (EL’de eşleşeceği) adamlar neredeyse size olarak İzzet’in 2 katı olacaklar ve İzzet buna hazır değil (gibi). Bir diğer eksiği de net bir pozisyonunun olmayışı. 2010’dan beri ‘3-4-5 oynayan genç  geliyor’ dendi. Doğru, geldi lakin 3 pozisyon içinde zaafları var. 5 oynaması boy olarak kabul  edilebilir ama kalınlık anlamında imkan yok. 4 numara için de aynı sıkıntıları barındırıyor. Vücut temasından kaçacak bir oyuncu değil+blok özelliği var vs. Ama özellikle Euroleague’deki rakiplerini düşününce çok zorlanacağını ön görmek pekte zor değil. 3 numara için eşleşme problemi yaratır, aynı şekilde o problemi kendisi savunmada yaşayabilir. Yani ‘Nereden baksan tutarsızlık’.


Malum Türkiye’de yerli havuzu dar ve o bölgede oynayan Kaya Peker ile yollar ayrılmışken mantıklı bi transfer gibi görünüyor. Bu transferi ‘Geleceğe Yatırım’’ transferi olarak da görebiliriz. Potansiyelli bir oyuncu, Draft olmuş bunu tartışmak saçmalık olur. Ama bu potansiyelinin ne kadarını sahaya yansıtabildi, bundan sonra ne kadarını yansıtabilecek? Daha doğru bir tabirle Obradovic ondan neler çıkaracak (?) Merak konusu.

İzzet Türkyılmaz'dan bloklar;


Devamını Oku »

2 Eylül 2013 Pazartesi

SPOR TOTO SÜPER LİG 3. HAFTA DEĞERLENDİRMESİ

Hiç yorum yok:
Spor Toto Süper Lig'de yine keyifli, güzel, heyecanlı olayların yaşandığı, tartışmalı kararların ve jeneriklik gollerin olduğu bir haftayı da geride bıraktık. Bu maçların resimleriyle berabere analizlerini yapmaya başlayalım o zaman. Önce bu hafta alınan toplu sonuçlar şöyle : 

Torku Konyaspor 1-2 Kasımpaşa [Ali Çamdalı / Malki, Babel]

Eskişehirspor 0-0 Galatasaray
Kayserispor 1-3 Elazığspor [Jaja / Deniz, Adem Görk, Özgür]
Antalyaspor 1-2 Bursaspor [Baros / Pinto, Murat]
Fenerbahçe 5-2 Sivasspor [Kuyt (2), Alves, Webo, Alper / Aatif, Cicinho]
Beşiktaş 2-0 Gaziantepspor [Almeida (2)]
Karabükspor 1-0 Gençlerbirliği [İlhan]
Rizespor 2-1 Erciyesspor [Ali Adnan, Eren / Vleminckx]
Akhisar 3-0 Trabzonspor [Bruno, Niasse, Kenan]

TORKU KONYASPOR 1-2 KASIMPAŞA


Bu sezon hedefi ilk 5 olan Kasımpaşa ile hedefi bu sezon için kümede kalmak olan Konyaspor zorlu bir maçta karşı karşıya geldiler. Maç enterasan bir şekilde erken golle başladı. Kasımpaşa savunması tam oturamadığı anda gelen Konya golü maçın zevkli bir maç olacağını belli ediyordu. Konyaspor golden sonra biraz daha temkinli oynayarak çok fazla risk almasa da sağlı sollu gelen Kasımpaşa ataklarında Konyaspor savunmas tel tel döküldü. Kaleci Itandje ise devleşti kalesinde. Daha önceki maçlarda da iyi oyun sergileyen yeni transfer Itandje her ne kadar çok iyi bir oyun çıkarsa da Kasımpaşa'nın baskısı devam etti ve 78. dakikada Malki ile golü buldu. Beraberlik golünden sonra Konyaspor da zaman zaman hücuma çıkmayı denedi. Burada Kasımpaşa savunmasının sertliği belirgin bir şekilde görüldü. Ve son dakikada Kasımpaşa'nın yıldızı Babel kafa ile çok güzel bir gol atarak maçı Kasımpaşa'nın kazanmasını sağladı. Ama Kasımpaşa'nın bu maçın ilk yarısında iyi oyun gösterememesi onların zorlanmasına sebep oldu. Konyaspor ise milli arayı iyi kullanmalı ve daha dirençli bir takım olmaya çalışmalılar.


ESKİŞEHİRSPOR 0-0 GALATASARAY


Belki de bu sezon TFF'nin uyguladığı o saçma sapan sistemden en çok canı yanan Galatasaray zorlu Eskişehir deplasmanındaydı. Geçen hafta Kadıköy'de Fenerbahçe'yi çok zorlayan ve o maçta bir penaltı kaçıran Eskişehir bu maça o istek ve baskıyla başlayamadı. Oyunu zaman zaman kendi yarı sahasında kabullenen ve ileri çıkmakta uzun toplar dışında çok zorlanan Eskişehir pozisyon üretemiyordu. Galatasaray ise Sneijder - Burak - Drogba üçlüsüyle ileride basıyor ve Selçuk - Melo ikilisi ile de top yapıyordu. İlk yarı Eskişehir kalesinde çok bastırmasına rağmen aradığı golü bulamadı. İkinci yarı oyuna süper başlayan Eskişehirspor Necati ile çok net bir fırsatı kaçırdı. Muslera kalesinde devleşti adeta. Galatasaray ise ilk yarıdaki gibi iyi oynayamıyor, aksine kalesinde birçok pozisyon veriyordu. Gökhan Zan'ın yerine oyuna giren defansif orta saha Ceyhun'un stopere kaydırılması da Eskişehir'in yakaladığı pozisyonlarının sayısını arttırıyordu. Maçın son dakikalarında hakemin Eskişehir lehine vermediği penaltı da maçın kritik anlarından biriydi. Neticede yenişemeyen iki takımın  gol dahi atamadığı maçta Galatasaray'ın bu tip zor bir deplasmanda puan kaybetmesi normal sayılabilirdi. Ama Eskişehirspor'un bu beraberlikte hakkını teslim etmek gerek.

KAYSERİSPOR 1-3 ELAZIĞSPOR


Birçok bahisseverin yanıldığı maça geldik sıra. Gerçekten de Kayserispor'un evinde kimse bırakın yenilmesini, puan kaybetmesini beklemiyordu. Ama futbol bu. Top yuvarlıktır derler ya. Aynen öyle oldu. Sahaya çok feci bir şekilde yapan yağmur da belki maçı Elazığspor lehine yaklaştırdı. Ama iki takımın özellikle de Kayserispor'un savunmada yaptığı hatalar inanılır gibi değildi. Öyle ki Elazığ golü daha 16. dakikada bularak skoru 1-0 yaptı. Almanya'da bir dönem Bayern Münih altyapısında da oynamış olan Deniz Yılmaz klas bir gol atıyordu. Bu golün şokunu bile atlatamayan Kayserispor 9 dakika sonra Ahmet Görkem'den bir gol daha yiyor. Elazığspor'un iş bilen forvetleri Kayseri savunmasının yaptığı hataları affetmiyor. O dakikalarda sahada olup olmadığı bilinmeyen Kayserispor genç Özgür'den de bir gol yiyerek soyunma odasına 3-0 yenik gidiyor. İkinci yarıda yeni transfer Jaja ligdeki 2. golünü de atsa bu skor Kayserispor'a yetmiyor. Yağışın zemini bozduğu maçta gülen taraf 3-1'lik skorla Elazığspor oluyor. Ama Kayserispor kaleci Ertuğrul'a da mutlaka teşekkür etmeli. Yaptığı kurtarışlara hezimeti önledi diyebiliriz. Elazığ ise hiç beklemediği bir deplasmandan 3 puanla ayrılarak evine mutlu döndü.

ANTALYASPOR 1-2 BURSASPOR


İlk 2 haftada galibiyet alamayan iki takımın karşılaşmasıydı akşamki maç. Hem Antalyaspor'un hem Bursaspor'un lige istediği gibi, kadro kaliteleri ile orantılı başlayamadıkları için çok önemli bir maçta bu maç her iki takım adına da. Maça Bursaspor savunmasının yaptığı hatayla başlıyoruz ve eski Galatasaraylı Baros ağlarını sarsıyor. Bursaspor ise hiç gol yememiş gibi daha atak oynamaya devam ediyor. Özellikle Batalla - Pinto ikilisinin hücumdaki uyumu Bursaspor'u daha kolay hücuma sürüklüyor. Antalya savunması ise kanatlardan gelen yan topları kesme becerisini ortadan atak yerken gösteremiyor. Ve bu baskı sonuç veriyor. Daum'un Bursa'sı golü Pinto ile buluyor. İkinci yarı ise Bursaspor pozitif ve iştahlı oyununu sürdürüyor. Antalyaspor ise sadece Baros'a atılan uzun toplarla tehlike yaratmaya çalışırken ki Bursaspor Murat ile 2. golü buluyor. Bursaspor 2-1 öne geçtikten sonra biraz daha az atak yapıyor bu sefer. Kendi yarı sahasına çekilen ve zamanın da azaldığını gören Bursaspor kendi yarı sahasına hapsoluyor son dakikalarda Antalyaspor Isaac - Baros ikilisi ile gol yollarında iyi bir hücum etkinliği yaratıyor. Hatta Baros'un bir golü de topu elle aldığı gerekçesiyle sayılmıyor. Bursaspor için son dakikalar zorlu geçse de maçı kazanmayı biliyor. Bursaspor için bu galibiyet birçok anlam ifade ediyor aslında. Bu sezon hem Bursaspor'un hem de Daum'un Bursaspor başındaki ilk galibiyetiydi bu maç. Antalyaspor cephesinde ise Samet Aybaba takımıyla bu maçı da kazanmıyor ve 3 hafta sonunda 2 puanda kalıyor.

FENERBAHÇE 5-2 SİVASSPOR


Belki de geçtiğimiz haftanın en zevkli maçı denebilecek maçtı bu maç. Maçtan önce CAS yüzünden morali bir hayli bozuk olan Fenerbahçe ve bir dönem Fenerbahçe'de oynamış Roberto Carlos'un Sivasspor'u. Kadro değişikliği göze çarpıyordu maç öncesinde Fenerbahçe'de. Sow ilk 18 kişilik kadroya alınmamış ve Holmen ilk defa resmi bir maçta Fenerbahçe forması giyecekti. Maç Fenerbahçe'nin istediği gibi tempolu ve iyi oyunla başladı. Önce Emenike'nin asistinde Kuyt sahneye çıktı. Ardından stoper Alves delici bir kafa vuruşu ile farkı 2'ye çıkardı. Ardından yine Sivasspor'un açığını iyi bulan Fenerbahçe'nin Kuyt ile kanattan bulduğu maçın 3. golü. Evet, taraftarlar da dahil ilk yarıdan bu skoru kimse beklemiyordu. Tabi bu skorun oluşmasında Fenerbahçe'nin ilk yarıdaki koşu mesafesi ve rakip takımdan dönen topları karşılama oranları etkiliydi. Özellikle Holmen çok etkili bir oyuncu olduğunu gösterdi. İkinci yarıda da gol erken geldi ve Webo farkı 4'e çıkardı. Bu dakikadan sonra iyice rahatlayan Fenerbahçe biraz da kendini bırakınca savunmanın hatasından 2 gol yedi. Özellikle Egemen ve Volkan'ın formsuzluğu gözler önüne serildi. Ve maçın son sözünü de oyuna sonradan giren Alper söyledi. Sonuçta Fenerbahçe'nin ilk 2 haftadaki gibi değil de daha pozitif oyunu skoru getirdi. Sivasspor ise acilen derslerine çalışmalı. 

BEŞİKTAŞ 2-0 GAZİANTEPSPOR


Beşiktaş evinde 3'te 3 yapmak, Antep ise ligde bu tip zor bir deplasmandan puan ya da puanlar koparmaya gelmişti. İki takımın da düşündüğü şeyler ve sahaya yansıtacağı şeyler de haliyle çok değişik olacaktı. Beşiktaş'ın maça normalden daha hücumcu bir kadro çıkarması, Antep'in de çok önemli hücum silahlarını yedek bırakması ibreyi Beşiktaş'a çevirmişti maçtan önce. Nitekim maçta Beşiktaş üstünlüğünü kabul eden ve kendi yarı sahasından çıkamayan Antep golü de erken yedi. Beşiktaş'ın Fernandes - Oğuzhan - Gökhan - Olcay dörtlüsüyle yüklendiği dakikalarda Almeida ceza sahası içinden çok şık bir vuruşla takımını öne geçirdi. Bu golden sadece 7 dakika sonra çok aptalca bir hareketle Antep'in yaptığı penaltı hareketi Beşiktaş'ın yine Almeida ile farkı 2'ye çıkarmasını sağladı. Bu dakikadan sonra ise her iki takım da sanki maçın skorunun ne olacağını biliyormuşçasına oynadılar. Aslında bilmeleri de gayet normal. 2. golden sonra bile risk almak istemeyen Antep - tabi neyin riskini alamayacaksa - ilk yarıyı 2-0 yenik kapattı. İkinci yarıya hücum oyuncularını sahaya sürerek başladı Antep. Ama bu planları tutmadı. Beşiktaş'ın Veli ile Antep ataklarını savuşturması Antep'e atak yaptıramıyordu. Atiba'nın da sol bek derken orta alana yakın oynaması da bunda etken. Uzun lafın kısası Beşiktaş hak ettiği bir galibiyet aldı ve ligde 3'te 3 yaparak yoluna kayıpsız devam ediyor. Antep ise ligde 1 puanla son sırada bulunuyor.

KARABÜKSPOR 1-0 GENÇLERBİRLİĞİ


Haftanın belki de en tartışılacak maçıydı Karabük - Gençler maçı. Oyun anlamında değil hakemin son dakikada verdiği kırmızı kart ve penlatı kararıyla. Maça çok iyi başlayan bir Gençleribirliği vardı sahada. Nerede nasıl duracağını bilen bir takım gibiydi. Özellikle kanatlardan çok etkili şekilde ataklar yapan Gençlerbirliği 60. dakikaya kadar iyi oyununu devam ettirdi. Tabi bu iyi oyun yetmiyor. Atılması gerekilen gol de önemli. Jimmy Durmaz, Zec ve Stancu'nun harcadığı pozisyonlar birçok Gençlerbirliği taraftarlarının saçını başını yoldurmuştur eminim. İkinci yarının ilk 15 dakikalık bölümünden sonra ise Karabükspor özellikle Ahmet İlhan ve yeni transferi Pedersen ile etkili oldu. Gole kadar kaçan 2-3 önemli fırsat Karabükspor için umut vericiydi. Nitekim kötü oynayan takım ikinci yarıda toparlanıp kendine gelmişti. Tam maç golsüz berabere bitecek derken hakemin Karabükspor lehine çaldığı saçma sapan bir penaltı tüm maçı ve oyunu berbat etti. Penaltıyla uzaktan yakından alakası olmayan pozisyonu İlhan gole çevirdi ve Karabük gerçekten altın değerinde bir 3 puan aldı. Gençlerbirliği'li futbolcuların ise maç bittikten sonra bile devam eden itirazları maçta aklımızda kalanlardı.

RİZESPOR 2-1 ERCİYESSPOR


Bu sezon Spor Toto Süper Lig'e yeni çıkmış 2 takımın kapışmasını maçtan önce birçok futbolsever merak ediyordu. Özellikle kadro kurma açısından iki takımın da bu sezon transfer dönemini epey bir verimli geçirdiklerini söylemek mümkün. Maça daha etkili başlayan taraf Rizespor maçın henüz 7. dakikasında yeni transferleri sol bek Ali Adnan'ın jeneriklik golüyle 1-0 öne geçiyordu. Gol bakımından haftanın golü diyebileceğimiz gol usta işi bir goldü gerçekten de. Golden sonra durulan Rizespor kalesinde 2-3 net pozisyon verdi ama kalecileri Pawelek çok iyi kurtarışlar yaptı. İkinci yarıda ise yine kendine gelen Rizespor bu sefer oyuna sonradan giren Eren'in şık golüyle farkı 2'ye çıkarttı. Erciyesspor ise bu dakikadan sonra hücuma geçti. Kornerden gelen etkili ortaya kafa vuran Vleminckx her ne kadar farkı 1'e indirse de sonunu getiremedi. Hatta öyle ki maçın son anlarında forvet oyuncusu kırmızı kartla oyun dışında kaldı. Sonuçta Erciyesspor'un kazanamadığı bir maç daha izledik. Rizespor ise akıllı oynayarak sonuca gitti.

AKHİSAR 3-0 TRABZONSPOR


Maçtan önce birine gidip de bu maçı Akhisar 3-0 kazanır deseydim herhalde bir güzel dayağımı yerdim. Kimsenin tahmin etmediği skorla biten haftanın kapanış maçı. Özellikle bu sezon daha iyi kadro kuran ve dünyaca ünlü Malouda'yı renklerine bağlayan Trabzonspor'a hiç yakışmayacak bir oyun ve skor elbette. Maça daha atak başlayan Trabzonspor'du. Bunun böyle olacağı belliydi gerçi. Maçın kadroları açıklandığında Olcan'ın sol bekte oynayacak olması bunun en büyük işaretiydi. Trabzonspor maça Malouda, Adrian ikilisinin etkili oyunuyla iyi başlasa da golü Akhisar buldu. Bilal'ın harika pasında Bruno'nun gelişine vuruşu ile Akhisar öne geçti. Golden sonra Akhisar daha cesur oynayarak hücum anlamında daha net fırsatlar buldu. Onur'un kurtardığı önemli pozisyonlar da bunun göstergesi. İkinci yarıda özellikle Niasse ve Bruno ile etkili olmayı başaran Akhisar 2. golü de Niasse'nin şık plasesiyle buldu. Bu golden sonra orta sahada top yapamayan Trabzonspor Henrique, Malouda ve Colman ile etkili gelmeye çalıştı ama sonuç çıkmadı. Ve maçın son sözünü oyuna sonradan giren Kenan söyledi. Maçı Akhisar 3-0 kazandı. Trabzonspor'un ise düşünmesi gereken çok şeyleri olduğunu gördük bu maçta. Gerçekten kötüler ve böyle oynamaya devam ederlerse sonları pek iyi görünmüyor. 

Haftanın maçlarını teker teker değerlendirmeye çalıştık. Şimdi de 3. haftanın puan durumuna ve takımların gelecek hafta kimlerle oynadığına bakalım.

TakımlarOGBMAvP
1. Beşiktaş330069
2. KDÇ Karabükspor321037
3. Fenerbahçe320136
4. Akhisar Bld.Spor320126
5. Kasımpaşa320116
6. Çaykur Rizespor320116
7. Galatasaray312015
8. Eskişehirspor311114
9. S.B. Elazığspor311104
10. Bursaspor3111-14
11. Gençlerbirliği310213
12. Sivasspor3102-23
13. Torku Konyaspor3102-23
14. Kayserispor3102-33
15. Trabzonspor3102-43
16. M.P. Antalyaspor3021-12
17. Kayseri Erciyesspor3012-31
18. Gaziantepspor3012-31

4. Hafta Programı
Trabzonspor - Karabükspor
Elazığspor - Konyaspor
Galatasaray - Antalyaspor
Erciyesspor - Akhisar
Gençlerbirliği - Kayserispor
Kasımpaşa - Fenerbahçe
Sivasspor - Eskişehirspor
Gaziantepspor - Rizespor
Bursaspor - Beşiktaş
Devamını Oku »

1 Eylül 2013 Pazar

Bir Kıvılcım Yeter !

Hiç yorum yok:
Öncelikle herkese merhaba. Yazının adından başlamak istiyorum. Duman'ın şarkısından esinlendim. Bir kıvılcım yeter, hazırım bak. Evet bizim durumumuz da aynen bu. O kıvılcımı Sivas maçında fazlasıyla gördük. Umarım devamı gelir. Çünkü biz hazırız.

Öncelikle maçtan önce ayrı bir heyecan vardı biz Fenerbahçeliler'in kalbinde. Bir dönem Fenerbahçe'de de oynamış eski Real Madrid'li Roberto Carlos Sivasspor'un teknik direktörü olmuş ve Kadıköy'e gelmişti. Açıkçası maça giden birçok isim bu faktörü de esas alarak tribünlerdeki yerlerini almışlardır. ADAM GİBİ ADAM ROBERTO CARLOS diyorum sadece ve geçiyorum diğer bir paragrafa. 


Her şeyden önce çıkan kadro yine değişikti. Sow kadroya alınmamış, Caner yine sol bek, Topal yedek ve onun yerine oynayan bir Selçuk. Ve haftalar sonra lisansı sonunda çıkabilen Holmen. Aslında Sow tercihi dışında o kadar da büyük bir şaşkınlık yoktu. İleride oynayacak olan Kuyt - Emenike - Webo 3'lüsüne gerçekten çok büyük bir iş düşüyordu. Ayrıca Holmen'in de nasıl bir oyun oynayacağı merak konusuydu.

Maçın başlamasıyla beraber gelen yoğun pres birçok taraftarı sevindirdi. Malum CAS bize ceza verdikten sonra tribünlerde Aziz Yıldırım istifa diye bağıralım anlayışıyla maça gelenler bile iyi oyun karşısında sus pus kaldılar. Nitekim golü de 15 gibi erken gibi bir dakikada hakemin de yardımıyla (!) bulduk. Emenike'nin yaptığı asist ve koşusu görülmeye değerdi. Kuyt'a da işi bitirmek düştü. 


Oyun anlamında daha rahatlayan ve rakip sahada basıp orada top çeviren Fenerbahçe'yi görmek herhalde sadece beni şaşırtmadı. Herkes şaşkındı bu iyi oyun karşısında. Özellikle Holmen tercihi çok doğruydu. Yaptığı koşular, attığı paslar, rakipten dönen topları karşılamaları Güntekin Onay'ın da dediği gibi tam da modern futbolun gerekliliklerini yapıyordu resmen. Ayrıca ilk defa takım arkadaşlarıyla resmi bir maçta oynamasına rağmen iyi bir görüntü sergiliyordu. Nitekim takım bu kadar iyi oynarken üst üste Alves ve Kuyt'la birer gol daha buldu ve soyunma odasına çok rahat bir şekilde gitti.



İkinci yarı da aynı Fenerbahçe vardı sahada. Daha bismillah bile demeden Webo'nun attığı şık kafa golü farkı 4'e çıkardı. Ama burada Webo'ya asisti yapan Caner'i, ve dün akşam sahada bir bekin yapması gereken her şeyi yapan Gökhan'ı da ayrı bir kutlamak gerek. Oynadıkları müthiş oyun Ersun Yanal'ın tam da istediği gibiydi. Daha önceki takımlarda hücuma çıkarken kanatları kullanması ile bilinen Ersun Yanal akşam da maçı kanat ve bekleri sayesinde kazandı belki de. 


Ardından Sivasspor bizim savunmanın yaptığı hatalar yüzünden iki güzel gol buldu. Özellikle Cicinho'nun attığı golde Egemen'in kademeye girememesi ve yaptığı hata her ne kadar takım 4-1 önde olsa da yapılamaması gerekilen ve kulağının çekileceği bir hatadır. Emin olun maçtan sonra da Ersun Hoca Egemen'e gerekli uyarıyı yapmıştır diye düşünüyorum. Oyuna giren Alper de çok şık bir gol atarak maçın 5-2 bitmesini sağladı. Tabi Gökhan'ın yaptığı asist ve verdiği pası da her kanat oyuncusu verememez. Onu da kutlamak boynumuzun borcu.


Buraya kadar maçı anlattım. Sade ve güzel bir dille yazdığımı ve sizlere aktardığımı düşünüyorum. Ama bu maç saha dışından da önemli bir maçtı. Her şeyden önce kendilerine GFB diyen sözde Fenerbahçeli (!) insanların kurduğu bu oluşum Fenerbahçe'ye zarar vermekten başka bir şey yapmıyor.  Akşam maça "Aziz Yıldırım istifa" ve "Yönetim istifa" diye gelenler skor 4-0 olduktan sonra amaçlarına ulaşamayınca stadı terk etmek zorunda kaldılar. Öyle bir oluşum bunlar işte.

Emin olun akşam olası bir puan kaybında bu adamlar sevinecekti. Kendileri için malzeme çıktı diye. Ama yapılan istifa tezahüratlarını da anlamak mümkün değil. Aziz Yıldırım'ın bu kulüpte miadı dolduğunu en başta belki de ben söylüyorum. Tabi ki belki de spor anlamında Fenerbahçe'nin gelmiş geçmiş en iyi başkanlarından biri. Belki de en iyisi. Ama miadı dolduğunu kabul etmek şart. Hayır, hazır adam da 2 ay sonra olağanüstü kongre kararı almış. Bu tezahüratların şu anda yapılmasının nedenini anlamak mümkün değil işte. Adam zaten 2 ay sonra gidecek. Daha nedir bu istifa söylemleri ?

Sen oraya takımını desteklemeye geliyorsun. Aziz Yıldırım'ı sev ya da sevme. Ama bu adama saygı duymak ZORUNDASIN kardeşim. Beğenmediğin yanları olabilir ama sen maça "Aman me maçı ya. Önemli olan istifa tezahüratları atılsın diye gidiyorum." şeklinde düşünerek gidiyorsan sen Fenerbahçe taraftarı falan değilsin.

Ayrıca Sow olayına da girmek istiyorum. Malum Ersun Yanal Sow'u maç kadrosuna almadı ve Sow da taraftarlardan gelen yoğun sorular üzerine Twitter'dan "Bunun sebebini bilmiyorum." şeklinde bir açıklama yaptı. Maçtan sonra da Ersun Hoca Sow'a "Neden bunu söyledi ?" tarzında sitemkar bir açıklama yaptı. 

Kardeşim, birincisi adam Twitter'dan kendisine gelen soruları cevaplamış. İkincisi burada Sow art niyetli bir açıklama yapmamış. Sadece neden kadroda olmadığımı bilmiyorum demiş. Üçüncüsü Sow'u az çok tanıyoruz. Takıma ihanet edecek bir adam değildir. Yani yönetime bırakın da gideyim şeklinde bir şey söylediği için kadroya alınamamıştır da diyemeyiz. Anlayacağınız burada Sow'u objektif biri olarak suçlayamam. Ersun Hoca'yı da suçlayamam. Ama akşam hocanın "Ne derdi varsa bizimle konuşsun, biz gerekeni yaparız." açıklaması canımı çok sıktı hala da sıkmaya devam ediyor. Ne gereği var diyorum sadece ?

Uzun lafın kısası en başta da dediğim gibi bu maç bir şeylerin kıvılcımı. Ve emin olun devamı gelecek bu galibiyetlerin bu gollerin. Öyle bir oyun vardı sahada. Öyle bir his vardı her Fenerbahçe taraftarının içinde. Bakın Fenerbahçe taraftarının diyorum. Kendilerine genç diyip tribünde istifa diye bağırmaktan başka bir şey bilmeyenlerin içinde yoktur bu his. 

Son sözüm de 34. dakikada "Her Yer Taksim Her Yer Direniş" diyenlere. Bu yolda devam edin diyorum sadece. Çünkü ancak biz veya Beşiktaş bağırırsa birilerine gerekilen mesaj gidecek.

Ha bi de şu resmi de atmadan olmaz diye düşündüm. Gökhan'a ne de yakışıyor babalık.


Herkese iyi günler, iyi pazarlar, iyi hafta sonları. 


Devamını Oku »