11 Şubat 2014 Salı

NBA Çaylak Sıralaması [ 2.YAYIN ]

Hiç yorum yok:

1 Michael Carter-Williams : PHILADELPHIA 76ERS



Michael Carter-Williams geçtiğimiz hafta omzundan bir sakatlık geçirdi. Kaybedilen Brooklyn maçında 21 sayı atan MCW,sonraki maçta Boston Celtics'e karşı 11 sayıyla oynadı. Ocak ayında 16.5 sayı 5.6 ribaund ve 5.6 asist ortalamayla oynayan MCW, ayın çaylağı ödülüne layık görüldü.


2 Victor Oladipo : ORLANDO MAGIC


Oladipo,Ocak ayında MCW'nin ortalamalarına yakın bir ortalamayla oynadı. 15.6 sayı,4.9 ribaund ve 4.3 asist ortalamalarıyla oynayan Oladipo, MCW %38.8'le atarken %43.2 saha içi isabetiyle rakibini bu alanda geçti. Double-double'lar yapmayı da başaran Oladipo maç başına 1.5 top çalma istatistiğiyle oynadı. Zirvede hala MCW var fakat Oladipo adım adım ona yaklaşıyor.

3 Trey Burke : UTAH JAZZ


Burke Batı konferansında Ocak ayının çaylağı ödülünü almayı başardı. Ve 6.8 asist ortalamasıyla bütün çaylakları geride bıraktı. Ayrıca sadece 2.3 top kaybına karşın. Batı konferasında ki çaylaklar arasında 11.8 sayı ortalamasıyla 1.sırada yer aldı. Şutlarında problem yaşayan Burke sadece %35.1 ile şut attı. Fakat Batı konferasında onu zorlayabilecek bir çaylak çıkmadığı için ödülleri almaya devam edecek gibi duruyor.

4 Tim Hardaway, Jr. : NEW YORK KNICKS
Hardaway göstermiş olduğu harika performansla listemizde 4.sıraya kadar yükselmeyi başardı. Perşembe günü oynanan Cleveland maçında 11-19 sahaiçi ve 6-12 çizgi performansıyla 29 sayı atan ve kariyer rekorunu kıran Hardaway iyi bir çıkış yakaladı.Koçu Mike Woodson; "Onu daha rahatlamış görüyorum ve bizim için daha çok çalışmaya başladı.Bunu görmek güzel. Kenardan geliyor ve harika bir iç çıkartıyor. Gerçekten muhteşimdi." şeklinde bir açıklama yaptı.

5 Giannis Antetokounmpo : MILWAUKEE BUCKS


Görünüşe göre "Greek Freak" 'in endişeleri sona erdi.Uzun bir süredir ailesiyle görüşemeyen Yunan oyuncu geçtiğimiz günlerde ailesiyle bir araya geldi. Antetokounmpo'nun ebeveynleri ve 2 kardeşi Pazar günü Milwaukee'ye geldi. 19 yaşındaki oyuncu ilk kez ailesinin önünde bir NBA maçına çıktı. Ve bu maçta Knicks potalarına 15 sayı atmayı başardı. Bu galibiyetle Bucks'ta 6 maçlık mağlubiyet serisine son vermişti.

6 Pero Antic : ATLANTA HAWKS


Antic listemize girdi fakat şanssızlık onun peşini bırakmadı ne yazık ki. Londra'daki maçta sağ ayak bileğinden sakatlanan Antic'in bu sakatlığını doktorlar fark etmediler.Daha sonra başka bir maçta aynı yerden sakatlanınca oyuncunun daha önceden bir sakatlığı olduğu ortaya çıktı. Antic'in 2-3 haftadan önce oynaması zor görünüyor.

7 Ryan Kelly : LOS ANGELES LAKERS


Kelly Ocak ayından iyi çalışan çaylaklardan bir tanesiydi.%40.8 ile şut atan Kelly 9.1 sayı ve 3.7 ribaund ortalamasıyla oynadı.Lakers'ın Minnesota'ya kaybettiği gecede 2-11 attı fakat ondan önceki 8 maçta çift hanelere çıkmayı başarmıştı.Kelly her geçen gün bizi şaşırtmaya devam ediyor.Başka bir durum ise onun iş ahlakı.Takım arkaşları ve koçu ondan övgüyle bahsediyorlar.

8 Nick Calathes : MEMPHIS GRIZZLIES


Calathes, Mike Conley takımdayken çok fazla süre alamıyordu.Fakat Conley'in yaşadığı sakatlık sonrası süreleri artan Calathes bu şansı iyi kullandı. Grizzlies'ın Milwuakee'yi yendiği maçta 40 dakika sahada kalan 8/12 isabetle 22 sayı atan ve daha önemlisi hiç top kaybı yapmayan Calathes kariyer gecesini yaşadı. Conley döndüğünde belki tekrar süreleri azalacak fakat şimdilik iyi bir oyun oynuyor.

9 Nate Wolters : MILWAUKEE BUCKS


Wolters ilk haftalarda çaylak sıralamasındaydı fakat Brandon Knight ve Luke Ridnour'un dönmesi onun sürelerini azaltmıştı. Fakat 2. tur seçimi olan Wolters tekrar kendini göstermeye başladı. Son 4 maçında 8.5 sayı 3.8 ribaund ve 4.3 asist ortalamasıyla oynarken %40 ile şut attı. Wolters kendisiyle ilgili olarak ; "Sezon başında topu sadece paylaşmak amacıyla kullanıyordum fakat şimdi top elimdeyken daha agresif olmaya çalışıyorum. Eğer agresif olursam savunmanın işini dahada zorlaştırırım ve böylelikle daha iyi katkı verebilirim.Yapmam gereken agresif olmak ve eğlenmek." şeklinde konuştu.

10 Kentavious Caldwell-Pope : DETROIT PISTONS


KCP adını Rising Stars kadrosunda görmeyince üzüldü. Pope bu sezon oynadığı 45 maçın 40'ına ilk 5 başlamış ve Pistons'ın en iyi savunmacısı olarak göze çarpmıştı. Hücumda inişli çıkışlı bir performans gösterse de o maçta oynamayı hakediyordu. KCP konuyla ilgili ; "İyi bir iş çıkarttığımı düşünüyordum. Açıkcası ilk başta üzüldüm fakat sonra oyunuma odaklanmaya devam etmeye karar verdim." şeklinde bir açıklama yaptı.
Devamını Oku »

5 Şubat 2014 Çarşamba

NBA Sezon Ortası Değerlendirmesi (En Kötüler)

Hiç yorum yok:
Bugüne kadar duymaya alışık olduğunuz ödüllerin zıtlarını verelim dedik ve 7 bireysel ödülü bu sezonun şimdiye kadar ki 'kötülerine' verdik.

Her ne kadar negatif bir konu olsa da, NBA'de en kötülerin en kötüsü olanları da konuşmak lazım. Bu konu hiçbir takımı, takım taraftarlarını veya oyuncuyu yermek için yapılmamıştır. Bunu konuya geçmeden önce belirteyim.


En Az Gelişme Gösteren Oyuncu

Jan Vesely, PF, Washington Wizards




Bu sezon patlama yapması beklenen birçok oyuncu beklenen patlamayı yaptı. Washington'dan Vesely ise bu oyuncular arasında kesinlikle yer almıyor. Vesely bu sezon 3.6 sayı ortalaması(geçen sezon 2.5) ile oynuyor ve maç başına tam 16 dakika süre alıyor. Sezonun ortasına girdiğimiz bu döneme kadar Vesely, attığı 494 sayı karşılığında 325 faul yapmış durumda.

Bu kuşkusuz ki Washington'ın 2011 Draftında Vesely'i 6.sıradan seçerken bekledikleri şey değildi. Bakın bu Çek oyuncudan sonra seçilen oyuncular kimler:

Klay Thomspon (GSW için geleceğin yıldız adayı)
Markieff ve Marcus Morris kardeşler (Phoenix adına sağlam rol oyuncuları oluyorlar)
Kawhi Leonard (Spurs'ün gelecekteki yıldızı)
Nikola Vucevic (NBA'in değeri yükselen uzunlarından)
Iman Shumpert (Sağlıklı olduğunda sağlam katkı veren bir oyuncu)
Kenneth Faried (Denver'ın ribaunt makinesi)
Reggie Jackson (OKC'de WB'nin yerini çok iyi dolduruyor)
Jimmy Butler (Yeniden kurulan Bulls'un gelecekteki yıldızı)

Bu arada Vesely 44 maçın 28'inde oynamış durumda ve Nene ile Trevor Booker gibi oyuncuların arkasında oynuyor. Al Harrington da döndüğünde Vesely'nin süreleri iyice azalacak.



En Kötü Koç

Larry Drew, Milwaukee Bucks




Sezon başı Jason Kidd ağır eleştiriler toplasa da hatta yılın en kötü koçu ilan edilmiş olsa bile son 10 maçlarının 8'ini alarak toparladı. 
Orlando'dan Jacque Vaughn'da zorluklar yaşıyor ve ligin en kötü 2. derecesine sahipler.O da bu ödülün ucundan tutuyor açıkçası. Drew, geçtiğimiz sezon 8. sıradan play-offa giren Bucks'ı, NBA'in en kötü takımı yaptı ve Milwaukee şu an 8-36 ile en dipte.

Brandon Knight ve O.J Mayo gibi backcourtunuz, Larry Sanders gibi bir uzununuz, patlama sezonunu yaşayan John Henson ve iyi bir çaylak Giannis'iniz varken bu sonuç düşündürücü. Bu kadroya rağmen Bucks, 91.1 sayı üretiyor ve bu alanda sonuncu.Ayrıca ribaunt alanında 25.sıradalar. Son 10 maçlarının 9'unu kaybettiler ve artık drafttan 1. seçecekleri kesinleşti gibi bir şey. Orlando'nun bile 5.5 maç fark atmış durumda olduğunu söyleyelim.

En Kötü 6.Adam

Gerald Wallace, Boston Celtics




Sakatlıklar dolayısıyla son zamanlarda kendisine ilk beşte yer buluyor olmasına rağmen, Gerald Wallace bu ödülü alabilmek için yeterli dakika 6. adamlık yaptı. Tabi takımın 6.adamlığı ona verildi mi verilmedi mi bilemeyiz fakat görünen durum bu.


Onu ne olarak görürseniz görün, iyi sezon geçirmediğini hepimiz söyleyebiliriz. Maç başına 23 dakika süre alan Wallace, 4.7 sayı 3.3 ribaunt ortalamaları tutturmuş durumda. Gerald Wallace, ilk beş başladığı son 2 maçta 28 Ocak'taki Knicks maçında -27, ve 26 Ocak'taki Nets maçında -14 artı/eksi oranı tutturdu.

En Kötü Savunma Yapan Oyuncusu

Andrea Bargnani, New York Knicks




Diğer ödüller gibi bunda da birkaç aday sıralayabiliriz. James Harden sezon başından beri savunmada sıkıntılar yaşıyor. Bu durum Cavs'den Kyrie Irving, Portland'dan Mo Williams ve Minny'den Pekovic için de geçerli.


Yine de biz Bargnani'yi seçiyoruz. Tüm hücum özelliklerine rağmen draftın 1 numaralı oyuncusu için sahanın savunma kısmı o kadar parlak değil. Sezonda şu ana kadar sadece 14 top çalma yapan Bargnani'nin blokla ve ribauntla da arası pek iyi değil. Verilere göre rakipler Bargnani varken daha iyi atıyor. %52 ile atan rakipler Bargnani yokken %50 ile atıyor.

En Çok Hayal Kırıklığı Yaratan Çaylak

Anthony Bennett, Cleveland Cavaliers




Bu sezon çaylaklar adına kötü bir sezon ve sadece MCW ile Trey Burke beklentileri aşmış durumda. 
Bu makalede en kolay seçim Anthony Bennett'tı elbette. Draftın 1 numaralısı ilk sezonunda çok sıkıntı yaşıyor. 2.8 sayı 2.4 ribaunt ortalamalarıyla oynayan Bennett, %28 ile şut atıyor.

New Orleans maçında attığı 15 sayı, Ocak ayında attığı diğer maçlardaki toplam 13 sayıdan daha fazla.

Geçtiğimiz haftalarda Chad Ford, Bennett için son 20 yılın en kötü 1.seçimi demişti.Eğer New Orleans maçındaki 15 sayı bir şeylerin habercisi değilse bu cümle doğru gibi gözüküyor. Henüz pozisyonunu ve sahada olduğunda nereden iyi attığını keşfedemedi ve PF olduğu zaman savunmada yetersiz kalması ve üçlüğün %19 olmasıyla 3 numarada da oynayamaması onu sıkıntıya sokuyor.

En Değersiz Oyuncu

Royce White, Philadelphia 76ers




Bu karar Royce White ile Andrew Bynum arasındaydı fakat Bynum, Indiana Pacers ile anlaştı ve hala bir şansı var. 
Bu iki oyuncu da profesyonel basketbola sıcak bakmayan oyuncular. İkisi de Philadelphia ile resmi maça çıkmamış oyuncular.

Bynum, yazın imzaladığı Cavs'de takımdan ihraç edilmeye kadar gitti. Bu arada White ise Philadelphia'ya takas oldu. Philadelphia'da oynamayan White, Rockets'ta da 0 maç oynamıştı.

Diğer günlerde takımların sezon ortası değerlendirmelerini sizlerle paylaşacağım...

Devamını Oku »

3 Şubat 2014 Pazartesi

NBA Çaylak Sıralaması 03.02.2014

Hiç yorum yok:

1 Michael Carter-Williams : PHILADELPHIA 76ERS


Carter-Williams oynadığı son 4 maçta şut performansı konusunda biraz sorunlar yaşadı.%33.8 sahaiçi isabetiyle oynamasına rağmen %46 ile 3 sayı attı. İyi bir hafta geçirdiği söylenebilir. 17.3 sayı,5.0 ribaund ve 6.8 asist ortalamasıyla oynadı. Bu istatistiklerle devam ettiği sürece burada kalacaktır.

Bu Sezonki İstatistikleri; 17.2 Sayı, 5.5 Ribaunt, 6.6 Asist

*Kasım 2013'te Ayın çaylak oyuncusu seçildi.


2 Victor Oladipo : ORLANDO MAGIC


Oladipo'nun kendini bulduğu ve MCW'ye yaklaştığı haftalardan birini yaşadık. Son 4 maçta 19.0 sayı 6.5 ribaund 4.3 asist ve 2.3 top çalma ortalamarıyla oynadı. Daha iyisi şut yüzdesi %49.1 ve 3 sayı yüzdesi %50'ydi. Eğer Oladipo MCW'yi yakalamak istiyorsa bu istatistikleri sürekli yapması gerekecek.

Bu Sezonki İstatistikleri; 13.8 Ribaunt, 4.4 Ribaunt, 3.9 Asist

*Aralık 2013'te Ayın oyuncusu seçildi.

3 Trey Burke : UTAH JAZZ



Burke ise ortalama bir hafta geçirdi diyebiliriz. Kazandıkları Wizards maçında %80 ile şut atıp 12 sayı üretti ve 8 asist yaptı. Ayrıca hiç top kaybı yapmadı. Son 4 maçında sadece 1 kere çift haneli rakamlara ulaşabilen Burke, kendini tecrübeli bir oyuncu gibi göstermeye devam ediyor ve bu onu 3. sırada tutuyor.

Bu Sezonki İstatistikleri; 12.9 Sayı, 3.1 Ribaunt, 5.7 Asist

*Aralık 2013'te Ayın Çaylağı seçildi.

4 Giannis Antetokounmpo : MILWAUKEE BUCKS



Yunan oyuncu koçunun beklentilerini aşmış durumda. Koç Larry Drew onun hakkında; "Ben onun dil konusunda sıkıntılar yaşayacağını düşünmüştüm fakat o NBA terimlerini iyi kavradı ve çok şey öğrendi. Ve benim beklentilerimi aştı." şeklinde bir açıklama yaptı.

Bu Sezonki İstatistikleri; 7.1 Sayı, 4.6 Ribaunt, 1.8 Asist

5 Pero Antic : ATLANTA HAWKS


Antic listemizde yükselmeye devam ederken ne yazıkkı yaşadığı sakatlık onu durdurdu. Sağ bileğindeki sakatlık yüzünden önümüzdeki 2-3 hafta forma giyemeyecek olan Makedon oyuncu ayağını Londra'da sakatlamıştı fakat doktorlar onun bu sakatlığını biraz geç fark etti.

Bu Sezonki İstatistikleri: 5.8 Sayı, 3.4 Ribaunt, 1 Asist

6 Tim Hardaway, Jr. : NEW YORK KNICKS


New York Knicks koçunun söylediğine göre Hardaway Jr. diğer çaylaklara göre terazinin önünde. Mike Woodson; "Bunu hep söyledim. Hardaway Jr., diğer çaylaklara göre önde. O tipik bir çaylak oyuncu değil. Kolejde fazla zaman geçirmedi. Babası (eski All-Star Tim Hardaway) onun üzerinde yaptığı koçlukla oldukça iyi bir iş çıkartmış. Hardaway'deki soğukkanlılığı görmek zor değil ve bu kesinlikle onu diğer çaylaklardan ayırıyor."

Bu Sezonki İstatistikleri: 9.3 Sayı, 1.4 Ribaunt, 0.8 Asist

7 Steven Adams : OKLAHOMA CITY THUNDER


Adams eğlenceli kişiliğiyle beni etkilemeyi hep başarıyor. Lisedeki koçu Rob Hurd onun hakkında; "Onun kendini ve diğer insanları eğlendirmek konusunda harika bir yeteneği olduğunu düşünüyorum. Şu ana kadar NBA'de ona karşı kötü bir tavır takınan kimseyi görmedim." şeklinde bir açıklama yaptı.

Bu Sezonki İstatistikleri: 3.7 Sayı, 4.4 Ribaunt, 0.7 Asist

8 Ryan Kelly : LOS ANGELES LAKERS


Duke çıkışlı Ryan Kelly geçtiğimiz hafta listeye girmesinin ardından bu haftada formunu korudu. Son 4 maçta ortalama 24 dakika sahada kalan Kelly 9.3 sayı ortalaması yakalarken bunu %44.4 saha içi ve %40 3 sayı atış yüzdesiyle başardı. Kelly göstermiş olduğu çalışma azmiyle takım arkadaşları ve koçu tarafından saygı kazanıyor. Mike D'Antoni ; "Çok iyi savaşıyor ve akıllı şutlar kullanıyor. Daha iyi olmaya devam edecektir."

Bu Sezonki İstatistikleri: 6.6 Ribaunt, 3 Ribaunt, 1 Asist

9 Ben McLemore : SACRAMENTO KINGS


Son 4 maçın 3'ünde çift hanelere ulaşan Ben McLemore tekrar listemize girdi. Rudy Gay'in oynamamasından iyi faydalanan Ben, %50 ile şut attığı Denver Nuggets maçını 18 sayı ile tamamladı. Ertesi gece oynanan Utah maçında 14 sayı attı. McLemore eğer süre verilirse neler yapabileceğini ve gelecekte iyi bir oyuncu olacağının sinyallerini verdi.

Bu Sezonki İstatistikleri: 7.7 Sayı, 2.8 Ribaunt, 0.9 Asist
*Kasım 2013 Ayın Çaylağı seçildi.

10 Kentavious Caldwell-Pope : DETROIT PISTONS


Son 4 maça baktığımızda Caldwell-Pope 9 sayı ortalama yakaladı ve %46 ile şut attı. Savunmada göstermiş olduğu gayret onu listede tutmaya devam ediyor. Georgia çıkışlı oyuncu her geçen gün kendini geliştirmeye devam ediyor. Kasım ayında %34 şut yüzdesiyle oynayan Pope, Aralık ayında %41, Ocak ayında ise %47'lere kadar çıkmayı başardı.

Bu Sezonki İstatistikleri: 7.5 Sayı, 2.3 Ribaunt, 1 Asist

Haftalık olarak devam edecektir Çaylak Sıralaması...
Devamını Oku »

2 Şubat 2014 Pazar

Kış Güneşi

2 yorum:

Maçtan 1 saat önce Bursaspor'un kadrosunu öğrendiğimizde şaşırdık çünkü Daum çok acayip bir şey deneyecekti. Orta sahayı Şamil ve Belluschi'ye emanet eden Daum, onların önüne 4 tane ofansif gücü yüksek ancak savunmaya yardımı sınırlı olan oyuncuları koydu: Sercan Yıldırım, Kazım Kazım, Sestak ve yeni transfer Fernandao. Mancini ise 3-5-2'den vazgeçmezken savunmadaki 3'lüyü tamamen yerli oyunculardan oluşturdu. Galatasaray taraftarları yeni transferlerin nasıl oynayacağını beklerken gün içinde Alex Telles'den kötü haber geldi: Lisansı yetişmemişti. Telles'in yanı sıra Koray Günter ve Ontivero da kadroda yoktu. Yeni transferlerden yalnızca Hajrovic, Mancini tarafından kadroya alındı.

Maçtan önce Daum, basına verdiği demeçlerde "Galatasaray'ı çok iyi analiz ettik, İstanbul'a galibiyet için geldik" cümlelerini kurdu ancak ilk düdükle beraber sahada 7 maçtır yenilmeyen Bursaspor'dan eser yoktu. Özellikle orta sahada Galatasaray bariz bir üstünlük kurdu. Sahada dağınık, ne yaptığını bilmeyen bir Bursaspor; karşısında da puan farkını kapatmaya hevesli, kendilerine olduğu gibi taraftarlara da şampiyonluk inancını aşılamaya niyetli bir Galatasaray takımı vardı.

Golleri tek tek yazmaya kalksam yazı epey uzun hale geleceğinden takımın genel performansına değinmekte fayda var. Maçın başından sonuna kadar mücadeleden kaçmayan, Bursaspor'a nefes aldırmayan bir Galatasaray izledik. Özellikle maçın 10.dakikasından 43.dakikasına kadar şiir gibi top oynadılar. Bu noktada da Melo, Sneijder ve Eboue'nin performanslarına dikkat çekmek gerek. Bilhassa Melo bu sezonun genelinde zaten belli bir düzeyde futbol oynuyordu ancak bugün adeta resital izledik. Sneijder 3 gol attığından ön planda gibi gözükebilir ama takımı öne iterken arkayı da kusursuz şekilde toplayan Melo'yu da en az Sneijder kadar, belki de daha fazla övmek gerek diye düşünüyorum. Melo yaptığı 2 asistin yanı sıra Selçuk ve Sneijder ile birlikte Bursaspor orta sahasını adeta dümdüz etti. Şamil ve Belluschi, kuşkusuz bu maçı uzun süre hatırlamak istemeyeceklerdir. 


Eboue'ye gelecek olursak bu sezon Kopenhag maçı haricinde iyi oynadığı bir dönem hatırlamıyordum, bugüne kadar elbette. Sadece golüyle değil yaptığı bindirmelerle, rakibin sol kanadına göz açtırmamasıyla ve Galatasaray taraftarlarının, eminim ki diğer takım taraftarlarının da, bıktığı tuhaf hareketlerini bu maçta yapmamasıyla ön plana çıktı desem yanlış olmaz. Eboue bugün sahada Arsenal döneminden kesitler sundu ve iyi oynadığında takımın çehresini ne kadar değiştirebileceğini gösterdi. 

Gelelim günün kahramanı Wesley Sneijder'e. Sahada kaldığı 57 dakika boyunca ne kadar kaliteli bir futbolcu olduğunu, potansiyeline eriştiğinde ne kadar üst seviyede performans gösterebileceğini hepimize hatırlattı. Geçen haftaki Gaziantep deplasmanında takımın geri kalanıyla beraber o da silik bir görüntü çizmişti ancak bugün şampiyonluk ateşinin yeniden yanmasında en büyük pay O'na aitti. Özlemişiz be Wesley.

Maç 6-0 bitmiş olabilir ancak bazı sorunlar hala devam ediyor. Öncelikle Selçuk İnan'ın performansına değineyim. Geçen sezona olduğu gibi bu sezona da oldukça kötü giriş yaptı Selçuk. Kötü oynamaya da devam ediyor ama bugün attığı gol umarım onu biraz olsun silkelemiştir. Melo şu durumdayken yanına 2011-12 sezonundaki Selçuk gelse Galatasaray acayip bir güce sahip olacak. Duran top sorunu da devam ediyor. Ceza sahasına yapılan ortalardan maalesef hiçbir şey çıkaramıyor Galatasaray. Bırakın pozisyona girmeyi kesilen ortada top Galatasaray'lı bir oyuncuya temas etse sevinir hale geldik. Elde Drogba, Melo gibi hava toplarına hakim oyuncular varken bu zayıflık, takım için büyük bir handikap oluşturuyor hiç kuşkusuz.
Devamını Oku »

Bilic Nerede Hata Yaptı?

Hiç yorum yok:

Slaven Bilic Beşiktaş'a geldiğinde kimilerince beğenildi, kimilerince eleştirildi. Peki Bilic'in eksikleri nelerdi? Ya da düşündüğümüz gibi gerçekten eksi miydi?


Bilic'in gerçekten iyi bir hoca olduğunu 3-0 Beşiktaş'ın üstünlüğüyle sonuçlanan Bursaspor deplasmanından sonra düşünülmeye başlanmıştı. Oyuncular ne yapması gerektiğini gerçekten biliyordu ve son dakikaya kadar görevini aynı ciddiyetle yerine getirmişti. Önde baskı işe yaramış, rakip hem psikolojik hem de oyun anlamında bastırılmıştı. Sanki ev sahibi olan Beşiktaş'tı. Her şey yolunda gözüküyordu. Keza istatistikler de Slaven Bilic'in oynattığı bu baskılı ve iştahlı oyunu doğrular nitelikteydi. Beşiktaş gollerinin %45'ini 16-45. dakika aralığında bulmuştu. Fakat Bilic takımının bu tempoya uygun kondisyona sahip olmadığını farketmemişti yada risk almıştı diyelim. Çünkü takımın 2. yarıda yaşadığı gözle görülür düşüşler ve bunun sebep olduğu puan kayıpları Beşiktaş'ın başını bir hayli ağrıttı. Takım oyundan düşüyor, gol yollarında sıkıntı yaşıyor, pozisyon yaratamıyordu. Peki Bilic bundan sonra ne yapmalıydı?

Değişiklikler ve Rotasyon

Bilic'in sahaya sürdüğü 11 dışında elinde bulundurabileceği hamle oyuncusu sayısı sınırlıydı. Kadro genişliği olmasına rağmen birçok oyuncudan çeşitli sebeplerden dolayı faydalanamıyordu. Bunun yanında kullandığı oyuncuları sınırlı tutması, sürekli aynı değişiklikleri yakın süre zarflarında yapması Bilic'in oyunu okuma konusundaki sıkıntılarını ortaya koyar nitelikteydi. Aynı zamanda Bilic formunda düşüş yaşayan oyunculara bol bol kredi tanımış, onlara duyduğu güveni hissettirmişti.

Bilic oyuncuların formundan ziyade klasına güven duyan bir teknik adam görüntüsü çizdi. Olcay sahada yokları oynarken bile onu kenara almayışı, yalnızca 95 dakika süre almasına rağmen 2 gol atan Ömer Şişmanoğlu'nu Mustafa Pektemek'e tercih etmeyişi yada Kerim Frei hamlesi yerine sürekli olarak Holosko'yu kullanması bunları doğruladı. Yoksa 8 kişi kalenin önüne set çekmiş olan Trabzonspor'a karşı Holosko'yu tercih etmesinin akıl karı bir nedeni yok gibi gözüküyordu. Yada 2 kanat oyuncusunu kenara alıp skora etki etme yüzdesi en düşük olan Mustafa Pektemek'i sadece oyuna hareketlilik getirdiği için kullanmasının da bir açıklaması yok gibi gözüküyor. Millonarios formasıyla 92 maça çıkan, pozisyon bilgisi ve tecrübesi Necip'e oranla katbekat daha iyi olan Pedro Franco'yu oynatmayıp, idareten Necip'i kullanması da kafalarda soru işraeti bıraktı. Aynı zamanda oyuncuyu mental anlamda olumsuz etkileme riski de vardı. 

Transferler

Ara transfer döneminin başlamasıyla Beşiktaş'ta bazı isimler zikredilmeye başlanmıştı. Beşiktaş çeşitli hedefler doğrultusunda sansasyonel bir transferin peşine düşmüştü. Olmadı, kimilerine göre olduramadılar. Bu sansasyonel ismin yanında 2 yerli futbolcu gündemdeydi. Sağ bek, sol bek ve ön libero oynayabilen bu oyuncular için Bilic'in talimatı ısrar edilmemesi yönündeydi. Olursa takasla olmasını, ödeme yapılmasını istemediğini söylemişti. Çünkü Bilic orta sahası için box to box, yani oyunu iki yönüyle oynayabilen, bir ortasaha düşünüyordu. Atiba'yı sağ bekte kullanmak bir diğer planıydı Hırvat hocanın. Jermaine Jones bu plana uyan, maliyeti düşük, şampiyonlar ligi tecrübesi olan ve Beşiktaş'a saha içinde sadece oyun anlamında değil sorumluluk alma, takımı ateşleme gibi birçok özellik katabilecek bir oyuncuydu. Sağ bek transferinin rafa kalkmasındaki boşluklar şimdi dolmuştu.

Bilic, bir stoper takviyesi istediğini kesin olarak bildirmişti yönetime. Sivok'un sakatlanması, Bilic'in Pedro'yu ve Escude'yi tercih etmeyişi bu stoper ihtiyacını arttırmıştı. Gelecek olan stoper sezon sonuna kadar kiralık olcaktı ve sürekliliği olmalıydı. Yani tam verim alınması gerekliydi. Gelirse kimsenin hayır diyemeyeceği ve katkı sağlayacağından şüphesiz olunan bir isim vardı gündemde: Joleon Lescott. City'nin Mangala transferini sonlandıramayışı Lescott'un Beşiktaş'a transferinin şimdilik 
önünü kesmişti.

Yapılacak her transferin yapacağı katkının yanında taşıdığı uyum riski de vardı. Transfer beklediğiniz gibi gitmeyebilir, oyuncudan verim alamayabilirdiniz. Kiralıksa bu risk daha fazla demekti. Bilic ve Önder Özen ikilisi bu riski göze almak yerine; ligi tanıyan, Dünya Kupası motivasyonu olan, ligdeki birçok atmosferi defalarca yaşamış, takımları ve oyuncuları tanıyan, hızlı ve marke gücü fena olmayan Dany için ısrar ettiler. İşin idari boyutunu ve taraftar tepkisini göze alarak aslına bakarsanız kendilerini hedef tahtasına oturttular.

İlk yazımda size Bilic'in eksilerini, artılarını, kafasındakileri, ne yapmaya çalıştığını, bundan sonra ne istediğini elimden geldiğince anlatmaya çalıştım. Çoğu taraftarın eksi olarak gördüğü şeylere farklı açıdan bakmaya çalıştım, artıları da eksi olarak gördüm. Bana göre Bilic'in yapması gereken daha fazla rotasyon, farklı oyun sistemleri, rakibe göre yada o
yunu efektif kılmak için şok etkisi yaratabilcek değişiklikler tercih etmesi. Zira Beşiktaş'ın bir maç değil her maç Beşiktaş gibi oynamaya ihtiyacı var ve olmalı.

Devamını Oku »

Chicago Bulls Haftalık Değerlendirme (23-30 Ocak)

Hiç yorum yok:


Haftanın maçları, özetleri ve istatistikleri:

Chicago Bulls bu hafta 5 maçta 3 galibiyet aldı ve son 10 maçta 6 galibiyet almış oldu. Ayrıca yılın ilk 15 maçının 11'ini kazanmış oldu.

23 Ocak, Deplasman, Galibiyet

Chicago Bulls 98 - 87 Cleveland Cavaliers

DJ Augustin 27 sayı, 7 asist, 5 ribaund
Taj Gibson 26 sayı, 5 ribaund
Mike Dunleavy 22 sayı, 4 ribaund
Joakim Noah 9 sayı, 18 ribaund, 6 asist

25 Ocak, İç Saha, Mağlubiyet

Los Angeles Clippers 112 - 95 Chicago Bulls

Carlos Boozer 22 sayı, 9 ribaund
Taj Gibson 18 sayı,4 ribaund
Mike Dunleavy 17 sayı
Joakim Noah 12 sayı, 13 ribaund, 7 asist

26 Ocak, Deplasman, Galibiyet

Chicago Bulls 89 - 87 Charlotte Bobcats

DJ Augustin 28 sayı, 3 asist

Taj Gibson 13 sayı, 7 ribaund
Joakim Noah 11 sayı, 10 ribaund, 8 asist


28 Ocak, İç saha, Mağlubiyet

Minnesota Timberwolves 95 - 86 Chicago Bulls

Carlos Boozer 20 sayı, 14 ribaund, 5 asist
DJ Augustin 19 sayı, 6 asist
Jimmy Butler 16 Sayı, 8 ribaund

30 Ocak, Deplasman, Galibiyet

Chicago Bulls 96 - 86 San Antonio Spurs

Jimmy Butler 19 sayı, 4 ribaund
Carlos Boozer 16 sayı, 12 ribaund
Joakim Noah 10 sayı, 10 ribaund, 8 asist
Taj Gibson, DJ Augustin 15'er sayı

Maçların özetini sırasıyla buradan izleyebilirsiniz:



Göze Çarpan Hareketler

Cavs maçından; Noah'ın takip smacını izliyoruz:




Spurs maçından; Noah'ın Duncan'a yaptığı bloğu izliyoruz:



Haftanın Öne Çıkan Oyuncuları

DJ Augustin
DJ Augustin, Bulls'a olan uyumuyla ve hayat veren katkısıyla kendini Bulls fanlarına sevdirmeye devam ediyor.

Augustin bu haftaki 5 maçta tutturduğu 19.2 sayı ve 5.4 asist ortalamasıyla çıkanlar listemizin başında.

Jimmy Butler
Butler bu haftaya yine formsuz girmişti ve yüzdesiz hücumuna devam ediyordu ancak son iki maçta kendini toparladı ve eski Butler sinyalini vermeye başlıyor.

Timberwolves maçında 5/12 saha içi yüzdeyle 16 sayı ve 7 ribaund üreten Butler, Spurs maçında 7/11 yüzdeyle 19 sayılık katkı verip takımın en skorer ismi olmuştu.

Carlos Boozer


Ona savunmada ağır olduğu için biraz kızgın olabilir Bulls fanları ama, Boozer maçlarda çok hırslı ve çok istekli. Ayrıca hücumda önemli bir silah ve Bulls'un ona ihtiyacı var.


Boozer gününde olduğu zaman gerçekten durdurulamaz oluyor. Yüzdeli orta mesafe şutları ve güçlü fiziğiyle boyalı alandan yaptığı sayılar, bunun yanında takımı ateşlemesi Bulls'a kazandırdığı birçok şeyden bazıları.

Boozer, bu hafta Cavaliers maçını ağrıları sebebiyle kaçırmıştı. Oynadığı 4 maçta ise 17 sayı ve 9.2 ribaund ortalaması tutturdu

Joakim Noah


Noah da bu hafta maç kaçıran isimlerden. Wolves maçında oynamadı ve onun yokluğu şüphesiz maçın gidişatını etkiledi.

Noah bu hafta sayı anlamında orta düzeyde katkı verse de, savunmada harika çabasıyla üst düzey oynamaya devam ediyor ve ribaund canavarlığından bir şey kaybetmiyor. Özellikle Spurs maçında galibiyetin mimarlarından olan Noah, bu hafta oynadığı 4 maçta 12.7 ribaund ortalaması tutturdu ve 20 oyundur 10+ ribaund alıyor. Asist katkısı da cabası.

Gerileyen Oyuncu

Tony Snell
Kendini ispatlamıştı ve çıtayı yükseltmişti. Ama git gide o performansından uzaklaşıyor. Geçen haftalarda düşüşe giren Snell, bu hafta da düşüşe devam etti. Aldığı sürede yüzdesiz oynaması sebebiyle süresi düşüyor ve süresi düştükçe durumu da kötüye gidiyor...

Haftanın Oyuncusu

DJ Augustin



Son 5 maçta tutturduğu 19.2 sayı ortalamayla haftanın oyuncusu DJ Augustin oluyor.



Chicago'nun Ligdeli Durumu ve Maç Programı



Chicago Bulls 23-22 GM oranı ile 5. sırada. Wizards ve Nets 6. ve 7. sıradalar ve GM oranları çok yakın. Nets son haftalarda çıkış yakaladı.


Gelecek hafta 7 Bulls adına oldukça zor geçecektir. Arka arkaya 5 deplasman maçı var ve hepsi de Batı Konferansı'nın güçlü ekipleriyle. Ardından gelen 2 maç United Center'da oynanacak ve sonrasında 6 günlük bir dinlenme süreci olacak.

Derrick Rose'un Sakatlık Durumu


Rose her maç benchte. Jump shot atabilecek kadar iyi duruma geldiğini biliyoruz çünkü bazı maçların öncesinde şut çalışması yapıyor.

Fakat Rose benchte biraz durgun görünüyor ve bu dikkatinizi çekmiş olabilir. Maçın gidişatına göre atılan sayılara veya yapılan güzel hareketlere fazla reaksiyon göstermiyor.

Rose, parkede olamadığı için üzülüyor olabilir. Onun zihniyetindeki bir oyuncu için elbette maçları benchten seyretmek hiç de keyifli olmayacaktır. Fakat yine de bu sadece onun benchteki durumu. Bu Rose'u geri dönüş için motive ediyor ve o her gün çalışmaya devam ediyor.

Haftalık olarak tüm takımlar hakkında Haftalık Performanslarını bulabileceksiniz.

Devamını Oku »

1 Şubat 2014 Cumartesi

'Center Pazarı'

Hiç yorum yok:

Aslında sezon başından beri sıkıntılı olan pota altı bölgesine şimdi (maalesef) Gasper Vidmar'ın sakatlanmasıyla beraber hamle yapmak mecburiyet haline geldi, aklımda ve gelmesi mümkün olan bir kaç isim var ama Zoc ne düşünüyor hangi profilde oyuncu istiyor bilemiyorum.

Ali Traore


28 Şubat 1985 Fildişi doğumlu ve 2,08 boyunda olan Fransız center kariyerine UJAP Quimpier 29 takımında başlamıştır ve kariyerinde Le Havre-Roma-Asvel-Alba Berlin,Kuban gibi takımlar bulunmakta son olarak Euroleague'in normal sezonunu Nanterre takımında tamamladı. Aynı zamanda Fransa milli takım oyuncusudur. Euroleague'de bu sene 14 dakika %62 ile 8,6 sayı ve 3 ribaund ortalama ile mücadele etti. Post oyunları ve tecrübesiyle hücumda öyle böyle katkı verir ama savunma kısmı muallak. 


Othello Hunter


28 Mayıs 1986 doğumlu olan ABD'li uzun profesyonel basketbol kariyerine Atlanta Hawks'ta başladı. Summer League'da dikkat çeken Hunter 2 sene Atlanta forması giydi ardından yolu avrupaya düştü ve son olarak Montepaschi Siena kadrosunda yer alıyor. Hunter bu sene Siena ile Euroleague ilk turunda 20 dakika ortalamayla 6,3 sayı 6,7 ribaund ve 1,1 blok ortalamasıyla oynadı. Oldugu yerden insan üstü şekilde sıçrayabilen özellikle off-ribaundlarda etkili olan bir isim hücumda fast breaklerde ve PnR ile kullanılabilir
  

Boban Marjanovic


15 Agustos 1988 doğumlu ve 2,21 boyunda olan 'Dev' center kariyerine Hemofarm'da başladı. Kariyerinde Mega Vizura,CSKA-Zalgrid gibi takımalr bulunuyor. Kariyerine Kızılyıldız'da devam ediyor. Gectiğimiz sezon Mega Vizura takımında geçirmiş ve Sırp liginde 16,4 sayı 10,9 ribaund 1,1 blok ortalamalıyla bitirerek MVP olmuş. Bu sene Kızılyıldız ile Euroleague normal sezonunda 20 dakika ortalama 10,8 sayı 7,7 ribaund ve 0,8 blok ortalamasıyla oynadı. Sezona beklenmedik şekilde iyi başladı ve sonrasında kendi performansı takımının performansıyla orantılı şekilde düştü. Ayakları çok yavas ve bu seviyelerde bu handikapını kullanabilecek bir çok takım var.




Jarvis Varnado


1 Mart 88 doğumlu Jarvis 2010 draftında Miami Heat tarafında 2,tur'dan seçilmiştir. Avrupa’da Roma ve Hapoel’de de oynayan Jarvis şuan da D-League’de (Gelişim Ligi) mücadele ediyor. Bu sezon 14,3 sayı 11,7 ribaund ve 5 blok ortalamasıyla oynuyor. Birde şunu belirteyim D-League’de seviye çok düşük. Tabii seviyenin düşük olması 5 blok ortalama yapmasının önüne geçmemeli. Hücumda kullanım şekli olarak klasik ABD’li olduğu için ya hızlı hücumlarda sayı bulabilir ya da PnR ile.

Devamını Oku »

NBA All Star Hakkında

Hiç yorum yok:

NBA'in en büyük organizasyonlarından biri olan All-Star ilk olarak 1951 yılında Boston'da yapıldı. İlk All-Star maçını ise Doğu kazandı. Süre gelen zamanda 1999 yılına kadar farklı şehirlerde aynı heyecan artarak devam etti ve her geçen yıl seyirci ortalaması ve hayran kitlesi arttı. 1999 yılında NBA'deki lokavt nedeni ile NBA All-Star hafta sonu yapılmadı. NBA All-Star eğlencesi yıllar geçtikçe ve hayran sayısı da arttıkça Doğu-Batı hariç daha farklı organizasyonlar düzenlendi bunlardan bazıları; 

NBA All-Star Weekend Celebrity Time: İlk olarak 2004 yılında yapıldı. Kadronun oluşumu Emekli NBA Oyuncuları, WNBA oyuncuları, şarkıcılar vs.


Rookie Challange: 2000 yılında All-Star hafta sonu etkinliklerine katıldı. Çaylaklar maçı olarak da bilinir. Rookie (İlk Yıl) Sopmohore (İkinci Yıl) takımları mücadele eder.


Slam Dunk Contest: Belki de tüm NBA severlerin izlemekten en çok zevk aldığı bölüm Slam Dunk Contest. Bu organizasyonu daha önce Micheal Jordan, Vince Carter ve Dwight Howard gibi isimler kazandı.


3 Sayı Yarışması: 5 noktadan 20 atışla yapılan yarışma. Yarışma tarihinde en fazla 1.liği olan isim ise Larry Bird. Bu yarışmayı ise 2 kez kazanan bazı önemli şutörler; Peja Stojaković, Jason Kapono, Mark Price, Craig Hodges.


Skills Challenge: Genelde guardların yarıştığı yarışma. Oyuncuların topla bütün hünerlerini gösterdikleri bir yarışmadır.


All-Star organizasyonları son yıllarda büyük bir heyecan yaratmıyor. Özellikle son dönemlerde umursanmayan bir maç haline dönüştü. Bunda büyük pay sahadaki oyuncuların kazanma hırslarını bir kenara bırakıp işin eğlencesine vurmaları. Beklenen bu tabi, kimse ciddi savunmalar ya da set hücumları beklemiyor ama özveriden uzak maçlar oluyor. Bu da benim açımdan maçı zevksiz kılıyor.


Bunun nedenleri arasında Shaq, Carter, Iverson, Kobe gibi isimlerin hem eğlenmeyi bilmesi hem de kazanma hırsları izleyici tarafından beğeniliyordu. Örneğin Shaq çok renkli bir kişilikti ama salona girdiği anda o renkli kişiliği bir anda kazanma hırsına dönüşüyordu. Şu an Dwight Howard belki Shaq yerine konuluyor ama asla bir Shaq olamayacaktır.


Benim All-Star maçından asıl beklentim yedek seçilen oyuncuların takım performansı bir kenara bırakılarak bireysel başarılarla alınması. Örnek veriyorum Ty Lawson elindeki kadroya rağmen çok büyük oynuyor, kariyerinin en iyi performanslarıyla takımı PlayOff potasına yakın tutuyor mesela. Ama hem Denver'ın küçük bir pazar olması hemde dikkat çeken bir takım olmaması sebebiyle Lawson bu sezon da All-Star seçilmeyecek. Bu tarz oyuncuların All-Star seçilmeleri hem oyuncu hem takım hemde şehir için çok önemli bir şey olacaktır. Bunun göz ardı edilmemesi lazım.

Ayrıca Carmelo'dan MVP'lik bekliyorum. Durant'in bol bol yaptığı gibi MVP'liği dert etmesini ve maça damga vurmasını bekliyorum. Son attığı 62 sayı zaten tüm ibreleri bence ona çevirdi.
Devamını Oku »