21 Mayıs 2013 Salı

NBA KONFERANS FİNALLERİ

Hiç yorum yok:
NBA severlere merhaba..NBA'de sona gidildikçe heyecanda hat safhaya ulaşıyor.Playoff'larda konferans finallerinin adları belli oldu.Şimdi her iki konferans finalini de yorumlayalım:

Batı Konferansından başlayalım..

San Antonio Spurs-Mempihs Grizzlies



Öncelikle takımların bu noktaya nasıl geldiklerini yazalım.San Antonio normal sezonu ikinci olarak bitirdi ve playoff ilk turunda Los Angeles Lakers'la eşleşti.Bu seri onlar için sadece ter atma maçlarıydı.Kobe'nin yokluğundaki Lakers'ı 4-1'le geçip yarı finalde Golden State ile eşleştiler.Seri 2-2 olunca herkes bir eyvah dedi ama Spurs istekli oyunuyla seriyi 7.maça bırakmadan 4-2'yle konferans finaline geldi.Memphis ise normal sezonu 5.sırada bitirip playoff ilk turda Clippers ile eşleşti.Bu eşleşmede Clippers'ın ne kadar overrated bir takım olduğunu görmüş olduk.Memphis konferans yarı finalinde ise Thunder'la eşleşti.Bu seride Thunder adına W-Brook olmayınca seride favori Memphis oldu.Savunmadaki sertlikle Durant'in mucizeyi gerçekleştirmesine izin vermediler ve seriyi 4-1 geçip batı finaline kaldılar.İki takımda bu finali çok istemiş ve başarmış oldular..Geçelim seriyi incelemeye..

İlk önce bahsetmek istediğim bir-iki konu var.Bunlardan birincisi geçen sezon..Herkesin hatırlayacağı gibi geçen sene playoff ilk turunda Spurs ve Memphis eşleşmiş seriyi hiç kimsenin tahmin etmediği şekilde Memphis kazanmıştı.Bu kez finalde eşleşiyorlar ve Spurs seyircisi intikam istiyor.Bir diğer bahsetmek istediğim konu ise Spurs'un yaşlı kurtları.İki sezondur bu tempoyu kaldıramazlar denilen,her zamanki gibi playofflarda batırır Spurs denilen takım bu sefer her senenin aksine çok daha istekli.Özellikle Parker ve Duncan..Müthiş bir seri izletecek bizlere bu iki takım.Bir yanda savunmasıyla ön plana çıkan Memphis,diğer yanda oyunun her yerinde takır takır işleyen bir sistemi olan,yaşlı kurtlarıyla buralara gelen Spurs.. Ligin hücumda en iyi top çeviren takımı,ligin en iyi savunma yapan takımına karşı.Bu serinin bana göre en belirleyici kısmı tecrübe konusu..Memphis 1996 yılından beri NBA'de ve bu ilk konferans finalleri.Bu durum onları zora sokacaktır.NBA'de tecrübe dendiğinde akla gelecek ilk takım Spurs'tür.Memphis buralara savunmasıyla geldi dedik ama bu savunma Spurs'e ne kadar işleyebilir ki ? Sonuçta ellerinde Parker gibi içeriye drivelarıyla hem kendisi sonuçlandırabiliyor hücumu,hemde dışarıya çıkarıp ekstra sayılar buldurabiliyor takımına.Tabi Parker'ı savunacak olan kişide en iyi dış savunmacılardan olan Conley.Parker Conley'ın savunmasında oldukça zorlanabilir + içeriye yaptığı penetrelerde de başarı sağlayamayabilir çünkü pota altında onu bekleyen yılın savunmacısı seçilen Gasol ve Randolph var.Parker'ın oyunu bu seride belirleyici faktörlerden.Belirleyici faktörlerden bir diğeri ise dış atışlar.Spurs'te Ginobili,Green,Bonner ve daha birçok eli titremeden atan oyuncu var.Memphis'in belkide en büyük sıkıntılarından biri eli düzgün bir dış şutörün bulunmaması.Benchten gelen Pondexter ve Bayless ikilisinin de dışardan attığı şutlar çok önemli hale gelecektir maç içinde.Memphis koçu Hollins seriden önce yaptığı açıklamada bireysel önlemler alacağını söylemişti.Gasol'ün yaptığı pick&roll'ler sayesinde bir çok sayı buldu Memphis.Bu tip pick&roll'leri çokça görebiliriz maçta.Spurs için en olumlu olayın hücumdaki top döngüsünün müthiş olması demiştim.Bu top döngüsünü  Memphis'in üstün backcourtlarına(dış savunmacılarına) karşı iyi yapabilecekleri soru işareti.Maç içindeki eşleşmelerde serinin belirleyici unsurlarından olacaktır.Çok sert ve seyir zevki yüksek bir seri bizleri bekliyor.Uzun uzadıya yazıpta sizleride sıkmak istemiyorum.Kısacası Memphis'te kısaların hücumda ve savunmadaki performansıyla birlikte uzunların pota altındaki etkinliği,Spurs'te ise Parker'ın driveları,üçlüklerdeki isabet oranı,Duncan'a yardım edecek uzunların performansı bu seri için kilit noktalar.Spurs'un ilk iki maçta galip geleceğini,Memphis'in ancak FedExForum'daki maçlarda devreye gireceğini ve maç koparabilirlerse iç sahada koparacaklarını düşünüyorum.Seri tahminim Spurs'un 4-2'lik skorla batı şampiyonu olacaktır..

Gelelim Doğu Konferansı finaline:

Miami Heat-İndiana Pacers



Miami finale elini kolunu sallaya sallaya geldi desek yanlış olmaz sanırım.Miami normal sezonu lider tamamladı ve ilk turda Bucks'la eşleşti.Bucks'ı süpürüp Bulls'la eşleştiler.Küçük enişte ilk maçı Bulls'a kazandırsa da diğer maçlarda Heat rahat kazanmayı bildi ve finale 4-1'le geldi.Pacers ise normal sezonu üçüncü sırada tamamladı ve playoff ilk turunda Hawks'la eşleşti.Hawks'ı 4-2 ile geçen İndiana yarı finalde Knicks'le eşleşti.Yaptıkları inanılmaz savunmayla pekte zorlanmadan Knicks'i de 4-2 geçip finalde Heat'in rakibi olmuş oldu.Seriyi inceleyelim şimdi de.

İndiana Pacers 9 yıl sonra doğuda finale yükselirken Heat şampiyonluğun en büyük favorisi olduğunu her maç göstermeye devam ediyor.Onu en çok zorlayabilecek takım tabikide Pacers.O yüzden bu serinin de savunma bakımından sert ve zevkli geçeceği belli.Zaten geçen seneyi herkes hatırlar.Ne seriydi ama ?! Sertlik bakımından olağanüstü bir seri izlemiştik.Heat'in hücumdaki performansı Pacers savunmasına ters düşebilecek nitelikte.Bu seride LeBron,Wade ve Bosh'un ekstra performans göstermesi şart yoksa seri tehlikeli duruma düşebilir.Paul George'un savunma anlamında kimle eşleşeceği de meçhul.Maç içinde hem Wade hemde LeBron eşleştirmesi yapabilir koç Vogel.Ancak George yaptığı savunmada yorulacak ve hücumdaki etkinliği azalacaktır.Bu nedenle Pacers'ta herkes uyumlu oynamalı tıpkı Knicks serisinde olduğu gibi.Birbirlerinin eksiklerini kapatmaları lazım maç içersinde.Pacers hücumda topu posta indirmeli ve pota altından skor bulmaya çalışmalı.Çünkü Heat'in beceremediği tek şey pota altındaki etkinlik.Pacers Hibbert ve West'le oynarsa daha avantajlı olabilirler.Özellikle Hibbert önceki serilerdeki gibi her yönüyle maçta kalırsa (sayı,ribaund,blok gibi) Heat zorlanabilir.Heat cephesinde ise George LeBron'u savunsa ön plana Wade çıkacak,Wade'i savunsa LeBron daha da etkili oynayacak.Heat savunmada sürekli topu George Hill'e bırakmalı.Çünkü Hill topu en kötü kullanan oyuncu Pacers'ta.Skor bakımından sınıfı geçse de top yönetimi bakımından sınıfta kalır Hill.Heat hücumunun asıl kilit noktası tabikide içeriye penetre etmeleri.Bu penetreleri durdurması oldukça zor Pacers'ın.Çok fazla uzatmadan seri tahminim Heat'in Fieldhouse'te 1 maç kazanıp,evinde kaybetmeyip seriyi de 4-2'yle geçip doğu şampiyonu olacağıdır.
Devamını Oku »

9 Mayıs 2013 Perşembe

Aykut Kocaman

Hiç yorum yok:
Aykut Kocaman başarılı mı başarısız mı‭?



Aykut hoca ile ilgili anket yapılsa taraftarlar arasında açık ara en çok sevilen adam seçilir.‭ ‬Adamlığı,‭ ‬duruşu,‭ ‬dürüstlüğü,‭ ‬iyi niyeti ve Fenerbahçe’nin en çok gol atan oyuncularından olması hem hoca hem futbolcu olarak lig şampiyonlukları görmesi ile benim için de en özel adamlardandır.

Hocalığını beğenmem.‭ ‬Futbol felsefesi ve oyun düşüncesi bana zıt.‭ ‬Teknik direktörlük anlamında çok sevdiğim bir tarzı yok.‭ ‬Sezon başında Lig TV’ye katıldığı bir programda antrenör takımı kavramından bahsetmişti.‭ ‬Bunu bu sezon genelinde gerçekleştirdiğini düşünüyorum(Alex’in gidişiyle‭)‬.‭



Topun arkasına geçen,‭ ‬kapanan ve savunma futbolu ve çok pas yapmamız rakibi bozmaktan çok hata yapmasını bekleyen‭ ‬10‭ ‬tane çok koşan ve takım taktik,‭ ‬disiplini üst düzey olan mantalite ile ön plana çıktık.‭ ‬Yoluna ona uygun futbolcular ile devam etti.‭ ‬Dar rotasyon‭ ‬13-14‭ ‬kişilik futbolcu grubu‭ ‬3‭ ‬kulvarda sonuna kadar gitti.

Peki çöküşün nedenleri neydi‭ ? 



Bu sezon iyi oynadığımız ve doğruları yaptığımız maç sayısı çok az (Monchengladbach,‭ ‬Benfica,‭ ‬Lazio‭…)‬.‭ ‬Avrupa’da ve ligde çoğu maçta bir gol atsam kafidir düşüncesini çok hissetim.‭ ‬İtalyanların kapandığı savunma şekli‭ (‬Catenaccio‭) ‬ile bitirdiğimiz çok maç var.‭ ‬Takımın çöküşlerinin bir çok sebebi var bana göre ama en önemlisi takımda çok az yaratıcı oyuncu olması(Emre’nin gidisi ve devre arası geldikten sonra uzun soluklu sakatlığı,‭ ‬Alex’in yokluğu‭)‬.‭ ‬Günümüz futbolunda en önemli gol silahı olan duran toplardaki başarısızlığımız‭ (‬Korner,‭ ‬frikik,‭ ‬penaltılar‭) ‬bir türlü istediğimizi ortaya koymamıza engel oldu.‭ ‬İlk zamanlardaki Gökhan Gönül‭ ‬1.‭ ‬direk organizasyonu dışında hep rastgele ve doğaçlama kullandık.‭ ‬Alex gittikten sonra duran topları genelde hep Baroni ve Caner'in kullanması da zaten neden başarısız olduğumuzun net göstergesi.‭

Bir diğer konu çok dar rotasyon.‭ ‬Fenerbahçe’de bu sezon gözüme çarpan en önemli nokta bu.‭ ‬Bizde oynayanlar ve oynamayanlar var‭ ‬2‭ ‬grup şeklinde.‭ ‬Yedekliği kabul etmiş,‭ ‬sorun etmeyen,‭ ‬oynadığında katkı veremeyen ve Hoca’nın fazla üstüne düşmediği oyuncuların son virajda çok maç oynayan bir takım için‭ ‬-18-19‭ ‬kişilik fit ve hazır bir futbolcu grubunun-‭ ‬ne kadar değerli olduğunu gördük.‭ ‬Geçen sezonun değişilmez oyuncusu Stoch,‭ ‬12‭ ‬Milyon‭ ‬€‭’‬luk teklif varken satmamak,‭ ‬twitterda şov yapan Sezer,‭ ‬Krasic’in inanılmaz düşüşü ve toparlayamaması,‭ ‬Kesimal-Orhan gibi vasat oyunculara verilen overrated paralar,‭ ‬Selçuk ve Semih gibi futbolu geriye gitmiş oyuncuların Fenerbahçe yedek kulübesinin ne kadar aciz olduğunu gösteriyor...



Ligde‭ ‬32‭ ‬maçta toplanan‭ ‬58‭ ‬puan kesinlikle başarısızlıktır.‭ ‬Atılan‭ ‬52‭ ‬gol Fenerbahçe için skandaldır.‭ ‬Harcanan para ile kadro kalitesi bakımından uçurum var.‭ ‬Cristian’ın‭ ‬10‭ ‬numara olduğu Ziegler’in sol beki olduğu takımın yetenekli ve bazı anlarda maçı bireysel olarak koparması olması mümkün değildir.‭ ‬Büyük takımları büyük yapan özel oyuncularıdır.‭ ‬Fenerbahçe’de bu gelenek kayboldu(Alex,‭ ‬Emre gibi hem lider ve teknik kapasitesi yüksek oyuncu tipleri yokluğu‭)‬.‭ ‬Oynanan oyunda gelişim sağlanmaması ve ligin ilk yarısındaki Kasımpaşa maçındaki başlayan kötü futbolun bugün itibariyle IBB maçının bir kopyası olması,‭ ‬sistemsizlik ve sürekli istikrarsızlık olması düzensizlik ve transfer planlamasındaki inanılmaz hatalar‭ (‬iyi bir takım devre arası‭ ‬3tane ilk‭ ‬11‭ ‬için direk transfer yapmaz‭)‬.‭ ‬Emre'yi bedava yollayıp devre arası‭ ‬350bin Euro'ya geri almak ve yerini doldurmak için harcanan‭ ‬15‭ ‬Milyon Euro,‭ ‬Krasic için verilen‭ ‬7‭ ‬Milyon ve listedeki oyuncuların transfer edilememesi.

Aykut hoca genelde benim için net başarısız ve ekibi rakibinin üst üste‭ ‬2inci şampiyonluğunu görmesi de bunun ispatı.




Bu sezonun en pozitif noktası Avrupa’daki başarı ve resmi maç sayısıdır.‭ ‬Şimdiye kadar‭ ‬60‭ ‬maç oynamak bizim tarihimizde bir ilkti.‭ ‬Avrupa’da başarı ve istikrar için çok iyi bir başlangıçtır bu tip şeyler.‭ ‬Aykut Hoca’nın ne kadar iyi bir turnuva antrenörü olduğunu gördük.‭ ‬Rakiplerine aldığı önlem ve analizleri yerindeydi.‭ ‬EL de veya CL de her sene buralarda yarı final-çeyrek final yaparak ilerde daha da iddialı olabiliriz.‭ ‬Bu bir zaman işidir sabretmemiz gerek.

Aykut hoca neden ligde‭ ‬2‭ ‬senedir rakibinden‭ ‬9‭ ‬ve‭ ‬10‭ ‬puan fark yiyor‭?

Ligdeki takımlar genelde kapanan,‭ ‬vasat ve kontra atak yapan takımlar.‭ ‬Bizde kapandığımız zaman kilidi açmakta çok zorlanıyoruz.‭ ‬Rakip stoperlerin ağır,‭ ‬vasat,‭ ‬top kullanımı olmayan takımları bozmak,‭ ‬pres yapmak,‭ ‬boğmak yerine hep kontrollü oynadık.‭ ‬Şampiyon olmanın yolu hücum gücüdür.‭ ‬2‭ ‬sezon önceki şampiyonluğumuzu aklınıza getirin.‭ ‬Kadıköy’de‭ ‬30-40‭ ‬dakika inanılmaz bir şok pres ve baskı ile maçları çok erken koparıyorduk.‭ ‬Topun değerini bilen bir oyuncu topluluğunun bolluğu (Alex,‭ ‬Niang,‭ ‬Lugano,‭ ‬Santos,‭ ‬2011-12‭ ‬model Gökhan Gönül,‭ ‬yedekten gelen iyi bir Semih) ‬ile skor gücü yüksek takımdık.




Aykut Hocaya kötü hoca demek de haksızlık olur.‭ ‬Lig‭ ‬+‭ ‬kupa‭ ‬+‭ ‬EL yarı final elbette başarıdır ama iki kere Şampiyonlar ligi fırsatını tepmesi ve ilk sezonunda hem EL ve hem CL den elenmesi ve henüz sisteminin oturmaması ve oynanan futbolda gelişim olmadığını düşünüyorum.‭ ‬3‭ ‬sezonda harcadığı inanılmaz büyük paraların başarı olarak karşılanmadığına inanıyorum.‭ ‬Aykut hoca çok idealist ve hiç prensiplerinden ödün vermiyor.‭ ‬Daha pragmatik,‭ ‬daha kararlı olmalı risk almayı öğrenmeli ve transferde sadece disiplinli oyunculara yönelmeyi bırakmalı.‬Aykut Hoca’ya tek bir soru sormak isterdim.‭ ‬Kafama takılan bu sorunun cevabini hiç neden bulamadığım Cristian’da neden ısrar ettin hocam‭? ‬Ne derse desin beni hiçbir zaman ikna edemeyecek.‭ ‬Artık Volkan,‭ ‬Semih,‭ ‬Selçuk gibi kulüpte uzun süre görev alan oyuncularla yolları ayırma vakti geldi.‭ ‬3‭ ‬tane kaçan son saniyede şampiyonluğa şahit olan ve‭ ‬3‭ ‬temmuz sonraki ruh halleri ile futboldan çok yaptıkları hata ile gündeme gelmelerinden bıktım.‭ ‬Senelerdir üzerine koyamayan Semih,‭ ‬istikrarsız Selçuk ve sahada aşırı fanatik bir taraftar gibi davranan Volkan’dan gına geldi.‭ ‬Ben profesyonel bakarım bu olaylara futbol nankör oyundur elden ayaktan düşerse yollarım.

Transfer planlaması;

Bienvenü,‭ ‬Cristian,‭ ‬Stoch,‭ ‬Krasic,‭ ‬Meireles,‭ ‬Yobo,‭ ‬Ziegler‭ (‬Yabancılar‭) 

Volkan,‭ ‬Orhan Sam,‭ ‬Bekir,‭ ‬Serdar,‭ ‬Selçuk,‭ ‬Sezer,‭ ‬Semih‭ (‬Yerliler‭) 

ile yolları ayırıp büyük revizyon yapma vakti geldi.‭ ‬Bu oyuncular başarıdan çok başarısızlığı tattı.‭ ‬Söz verdiler tutmadılar.‭ ‬Yumurta kapıya dayanınca oynayan oyunculardan kurtulmalıyız yoksa seneye de‭ ‬2-3‭ ‬pahalı avuntu transferler ile hikaye olur ve bir seneyi daha çöpe atarız.‭ ‬Aykut Hoca görevi kesinlikle bırakmalı.‭ ‬Kendisine olan saygım ve sevgim hep baki kalacak o kesin‭…
Devamını Oku »

3 Mayıs 2013 Cuma

"1" GOLLE YIKILAN HAYALLER

Hiç yorum yok:

Fenerbahçe taraftarı son yıllarda ne günah işledik de bunlar başımıza geliyor sorusunu çok kez dile getirmeye başladı. Buna sebep olarak 7 yılda "1" golle kaçan başarıları gösterebiliriz.

Gol futbolun olmazsa olmazıdır. Güzel oyun oynarsın ama onu tabelaya yansıtamaz isen, güzel oyun sahada kalır. Fenerbahçe'nin o kritik anlarda atamadığı golleri sıralarsak;
  • 2005/06 sezonu son Denizlispor maçı.
  • 2000/08 sezonu CL çeyrek final Chelsea rövanş maçı.
  • 2009/10 sezonu son Trabzonspor maçı.
  • 2011/12 sezonu Süper Final Galatasaray maçı.
  • 2012/13 sezonu EL yarı final Benfica rövanş maçı.  


2006 Denizlispor maçı
Şampiyonluk mücadelesi Fenerbahçe ve Galatasaray arasında geçiyordu. Son maça iki takımda pua puana girdiler. Averajla Fenerbahçe üst sıradaydı, Denizli maçını kazansa şampiyonluğunu ilan edecekti. Galatasaray ise Kayserispor maçını kazanıp Fenerbahçe'nin puan kaybetmesini bekleyecekti. Nitekim öyle oldu Fenerbahçe puan kaybetti Galatasaray sezonu şampiyon tamamladı. 

İpler Fenerbahçe'nin elindeydi ama ilginç olaylar dönüyordu. Maç sahaya atılan maddelerle sık sık durdu. Mustafa Keçeli'nin golüyle öne geçen Denizli'ye karşılığı Tuncay verdi. 16 dakika uzatmalarda da aradığı o "1" golü bulamayan Fenerbahçe şampiyonluktan oldu. O 1 gole Appiah çok yaklaşmıştı ama direğe takıldı. O kafayı 5 cm. aşağıya vursa her şey başka olacaktı.

2008 CL Chelsea maçı
Zico önderliğinde Fenerbahçe Şampiyonlar Ligi'nde en önemlisi başarısına doğru koşuyordu. Çeyrek finalde rakip Chealsea'ydi. ilk maçı Saraçoğlu'nda Kazımın ve Deivid'in muhteşem golüyle 2-1 kazanan Fenerbahçe rövanşta 2-0 yenilerek kupaya çeyrek finalde veda ediyordu. 

Rövanşta uzun süre 1-0 devam eden maçta aradığı golü bulamayınca, üstüne birde son dakikalarda Ballack'ın golüne de engel olamayınca Fenerbahçe Stamford Bridge'den buruk ama başı dik ayrıldı. Tarihin en büyük başarısını sürdürmeye "1" gol uzaklıkta olan Fenerbahçe o golü atamayınca kaderine razı oldu.

2010 Trabzonspor maçı 
Fenerbahçe bu sene de Bursaspor ile şampiyonluk yarışı içerisindeydi. Son haftaya Bursaspor'un 1 puan önünde avantajı elinde bulundurarak giren Fenerbahçe son hafta Trabzon ile karşılaşacaktı. Diğer tarafta ise Bursa Beşiktaş'ı evinde ağırlıyordu. 

Fenerbahçe Güiza'yla öne geçti cevap Burak Yılmaz'dan geldi. Fenerbahçe Trabzon kalesini ablukaya almış olsa bile aradığı gol gelmedi. Trabzonspor kalecisi Onur'un ve defanstaki Giray-Egemen ikilisinin güzel oyunu Fenerbahçe'nin aradığı o"1" golü atmasına engel oldu. Bursaspor da Beşiktaş'ı 2-1 yenince Fenerbahçe'nin 1 puan önünde şampiyonluğa ulaştı.

Maç yanlış anons ve sonrasında çıkan olaylar ile anılır. Bu maç Fenerbahçe'nin son maçta kaçan 2. şampiyonluğu olarak tarihteki yerini aldı. Ayrıca bu sezon 4 büyükler haricinde bir Anadolu takımı şampiyon oldu.

2012 Galatasaray maçı (Süper Final)
Bu sezon özel bir sezon olarak oynandı. Lig bitiminden sonra ilk dörde giren takımlar Şampiyonluk grubuna kaldı ve Play-off mücadeleleri yapıldı. Normal sezonu Galatasaray, Fenerbahçe'nin 9 puan önünde tamamladı.

Süper Final statü gereği puanlar yarıya indirildi. Süper Final Galatasary'ın evinde puanlar kaybetmesi ve Fenerbahçe'nin maçları kazanmasıyla daha heyecanlı bir hal aldı ve son haftaya fark 1'e indi. Son maç Fenerbahçe-Galatasaray. Maç Saraçoğlu'nda oynanacak Fenerbahçe kazanırsa şampiyon olacaktı. Öte yandan Galatasaray'a beraberlik yetiyordu. Fenerbahçe'nin evindeki son 10 yıldaki bariz üstünlüğüne rağmen maçtan gol sesi çıkmadı. Fenerbahçe yine aradığı o "1" golü bulamadı ve 3. kez son maçta şampiyonluğu kaybetti. Galatasaray ezeli rakibinin evinde şampiyonluğunu ilan etti.

2013 EL Benfica maçı
Fenerbahçe zor bir sezon geçirmesine karşın Avrupa Ligi'nde son 4'e kalmayı başarmıştı. Fenerbahçe buraya gelene kadar gruplarda Marsilya, B.M'gladbach ve AEL'i geçti. daha sonra 1. turda BATE 2. turda V. Plzen çeyrek finalde de Lazio'yu eleyerek Benfica'nın rakibi oldu.

İlk maç evinde Benfica sahadan silen Fenerbahçe direklere takılınca -Baroni bir penaltıdan yararlanamadı- egemenin golüyle 1-0 kazandı. Rövanş öncesi küçükte olsa bir avantajı elde etmişti. Ama cezalılar ve sakatlar Fenerbahçe'nin rövanşta canını yaktı. Rövanş maçını 3-1 kaybeden Fenerbahçe üst düzey bir kupaya bu kadar yaklaşmışken "1" golle kaçırdı. Son dakikalara 1 gol sığdırabilmiş olsaydı şuan Chelsea'nin rakibiydi.

Uzun soluklu lig maçlarında önemsiz gibi duran "1" gol bazen bir takımın kaderini çizebiliyor. Fenerbahçe bunun en güzel örneği. Son 7 senede tam 5 önemli maçta gol bulamayınca elindeki başarılardan mahrum kaldı.














Devamını Oku »

27 Nisan 2013 Cumartesi

Direkler izin vermedi !!!

Hiç yorum yok:


Benfica’da cezalı oyuncular olduğu için Jorge Jesus’un değişiklik yapması bekleniyordu. Cezalı olan Enzo Perez, Almeida ve takımın kaptanı olan Luisao’nun sakatlığı sonrası farklı 11 bekleniyordu.. Avrupa Ligindeki maçların en kilit ismi olan Perez’in yokluğunda Gomes ve sağ bekte Maxi görev aldı. En büyük sürpriz benim için Aimar’dı. O Jogo da Aimar ismini görünce çok şaşırdım bu sezon neredeyse oynamayan El Mago yarı finalde ilk 11’de çıktı...

Fenerbahçe klasik 11 ile her zamanki gibi sahadaydı...

Gelelim maça Fenerbahçe belki de Mönchengladbach maçından sonra oynadığı en iyi maçtı. Bana göre hem hücum anlamında hem taktik hem takım savunması adına mükemmel bir takım vardı. Sahadaki bütün oyuncular görevlerini eksiksiz yerine getirdi ilk yaridaki Cristian hariç. Cardozo’nun tek santrafor oynadığı Benfica’da Egemen FB formasıyla oynadığı en iyi maçıydı. Cardozo’yu hem etkisiz hale getirip hem fiziksel üstünlük kurarak Benfica’nın bütün hücum planlarını suya düşürdü. Kontra atak ve kapacakları toplarla hızlı şekilde hücuma çıkmayı planlayan Jesus yanıldı. Ziegler FB’deki en iyi maçını oynadı. Sow’un savunma anlamında etkisizliğine rağmen bindirdi ön alanda müthişti.

Gelelim Gökhan Gönül’e Melgarejo’nun olduğu kanadı tek başına durdurdu diyebiliriz (yaptırdığı penaltı örnek). Kuyt ve Gokhan, sol tarafı en yumuşak karnı olan Benfica’nın zaaflarını cok iyi degerlendirdi. Ola John’un tecrübesizliği de eklenince orayı kusursuz işledik... Volkan’ın inanılmaz konsantrasyonu; Yobo-Egemen’in kusursuz uyumu 0 risk ve basit oynaması ve dikkatli oluşu, Meireles’in seken topları alması ve inanılmaz sogukkanlılığı, Topal’ın Yobo-Egemen’e yakın oynayıp orta alanı kaplaması olunca ve önde basıp, bol bol pas yapıp rakibi hataya zorlayınca Benfica’nın defoları ortaya çıktı.

Savunmadan pas ile çıkmayı hep tercih eden Benfica savunmasını sürekli rahatsız ederek bozduk. Matic’in orta sahadaki etkisizligi + Gomes’in yetersiz oluşu kontrolü bize geçirdi.
Webo ve Sow’un sürekli hareket halinde alan değistirmeleri Jardel -tam saatli bomba zaten- üzerinden bol bol tehlike yarattık...

Maçın ilk 5 dakikası hariç ve son 10 dakika’yı çıkarınca 75 dakika domine ettiğimiz bir maç oldu. Bu sezon Barcelona ve Celtic maçlarında yenilmesine rağmen oyun olarak ezilmeyen Benfica’yı dün Fenerbahçe resmen sildi...


Şimdi asıl soru Benfica mı kötü oynadı Fenerbahçe mi çok iyi oynadı? Bence Fenerbahçe’nin mükemmel oyunu, önde basmayı seven ve savunmasındaki problemlere rağmen hep 3. bölgede olan Benfica bu sezon oynadığı en ters takımla karşılaşınca bocaladı. Porto’nun bile başaramadığını Fenerbahçe başardı. Hep savunduğum bir tez vardır eğer Gökhan Gönül sahada varsa, iyi oynarsa hücum gücümüz ciddi şekilde artıyor. Özellikle ilk 45 dakikada harika oynayan Gökhan bence maçın gizli kahramanıydı. Yaptığı şok preslerle hızlı çıkışları ve kaptığı sayısız toplarla çok büyük katkı yaptı Topal ve Ziegler ile birlikte... Topal’ın bu takımda ne kadar önemli olduğunu görmüş olduk (Gençlerbirliği maçında eksikliği hissedildi). Kaçan penaltı ve direkten dönen toplar… Kısaca Fenerbahce Benfica’yı sahadan sildi. Benfica Top rakipteyken sıradan hale gelen bir takım. Aykut Hoca’nın bunları iyi analiz ettiği belli.

Meireles’in sakatlığı Webo ve Topal’ın cezalı olmaları büyük sorun. Kadiköy’de gol yememek çok önemliydi, bu çok büyük artı, rövanşta yapmamız gereken tek şey bir gol atmak, çok iyi takım savunması yapmak ve disiplinli kalmak…





Devamını Oku »

25 Nisan 2013 Perşembe

Tarihi bir maç..

Hiç yorum yok:
Bizler bugün oynanacak olan yarı final maçına tanıklık edeceğimiz için çok şanslıyız..Kupa gelir, gelmez, orasını bilemem ama yarı finalde olmak, başlı başına bir tarihi başarıdır..Herkes de heyecan, kafada farklı düşünceler var..Geçen haftaya kadar Armsterdam'ı dilinden düşürmeyen taraftar, Gençlerbirliği mağlubiyetinden sonra karalar bağladı..Lig de farklı, Avrupa'da farklı oynayan bir takım seyrediyoruz bu sezon..Yarın nasıl oynayacağımızı az çok kestiriyoruz ancak taraftarın tepkisini kestiremiyoruz...Son düdük çalana kadar destek bitmemeli, oyunculara coşkumuzu, heyecanımızı hissettirmeliyiz..

Aykut hoca, Benfica'nın daha atak ve maça daha hızlı başlayacağını söyledi..Muhtemelen de öyle olacak..Eğer bu oyunu oynadıkları dakikalarda golü bulurlarsa, morallari bozmamak gerek..

Yarın ki maç için takıma ve hocaya güven tam..! İstediğimizi alıcaz ve Portekiz'e turu geçmiş bir şekilde gidicez inşallah! Yarın bu saatlerde yüzümüzün gülmesi dileğiyle...
Devamını Oku »

24 Nisan 2013 Çarşamba

Jupp Heynckes, Bayern Münih, Pep Guardiola Üçgeni

Hiç yorum yok:
Jupp Heynckes kimdir?




Jupp Heynckes 9 Mayıs 1945'te Almanya'da doğdu. 63-78 yıllarında Borussia Mönchengladbach ve Hannover 96'da oynadı. Bugüne kadar çalıştırdığı takımlar: B. Mönchengladbach, Bayern Münich, Atletic Bilbao, E. Frankfurt, Tenerife, Real Madrid, Benfica, Atletic Bilbao, Schalke 04, B. Mönchengladbach, Bayern Münich, Bayer Leverkusen ve halen görevini sürdürdüğü Bayern Münich...

Bavyera ekibini çalıştıran deneyimli kurt adam sezonun bitmesine 6 hafta kala takımı şampiyon yaptı. Şampiyonlar Ligi'nde de yoluna dolu dizgin devam ediyor. Yarı final ilk maçında Barcelona'yı 4-0'la ezen panzerler rövanş öncesi avantajlı konuma geçtiler. 2012-13 senesinde 3 kulvarda da yoluna devam eden Bayern Münich, Almanya Kupası'nda finali Stuttgart ile oynayacak.

Bayern Münich geçen sene ligde şampiyonluğu Dortmund'a kaptırmasına karşın Şampiyonlar Ligi'nde başarılı bir sezon geçirdi. Kupada finale kadar yükselen Bayern, uzatma dakikalarında Robben'in ayağından bir penaltıdan yararlanamayınca maç penaltılara gitmiş ve penaltılar sonunda şampiyonluk Chelsea'ye kaptırılmıştı.


Bavyera ekibi bu kadar başarılı bir sezon geçirmesine karşın yola Pep Guardiola ile devam edileceğini açıklanmıştı. Ayrıca yönetim kurulu Heynckes'in sezon sonu emekli olacağını açıkladı. Heynckes ise "Yaşım 68 oldu, emeklilik yaşım çoktan geldi, sezon sonu kariyerimi noktalamak istiyorum." şeklinde açıklamada bulundu.

Kulübün Pep'i ve Heynckes'in emekli olacağı açıklanmasına rağmen o günlerde Heynckes'in adı Schalke 04 ve Chelsea ile anıldı. Sezon sonu geldiğinde Heynckes emekli mi olacak yoksa başka takım mı çalıştıracak onu zaman gösterecek...

Yeni sezonda Bayern'i çalıştıracak Pep daha önce EPL'de bir takım çalıştırmak istediğini açıklayınca gözler Chelsea ve Manchester City'e çevrildi. Fakat sürpriz bir şekilde Bayern'in yeni teknik direktörü olduğu açıklanmıştı. Pep önümüzdeki sezondan itibaren 2016 yılının Haziran ayına kadar geçerli olan sözleşmeye imza attı.

Pep teknik direktörlük olarak ilk deneyimini 37 yaşında başına geçtiği Barcelona'da yaşadı. Bu süre içerisinde Barcelona ile 14 kupa kazandı. Göreve geldiği ilk sene yarıştığı 6 kulvarda da kupa kazanarak bir rekora imza atmış oldu. (UEFA Şampiyonlar Ligi, LA Liga, İspanya Kral Kupası, İspanya Süper Kupası, UEFA Süper Kupa, FİFA Dünya Kulüpler Kupası)



Heynckes ve Pep Guardiola'nın sistemleri uyguladıkları taktikler bakımından farklılık gösteriyor. Heynckes 4-2-3-1 uygularken Pep Guardiola -Barcelona'nın başına geçtiğinde oturmuş sistem- 4-3-3 sistemini uyguluyor. Barcelona bu sistemde pas organizasyonuyla rakibi -hatta bazen izleyiciyi- yoruyor. Bu pas organizasyonlarında isabetli ayaklar Xavi, Sergio ve İniesta başrol oynuyor. Pep'in geliştirdiği bu sistemin temelinde rakibe top göstermeden, bol pas ile yavaş yavaş rakip kaleye ilerleme yatıyordu. Barcelona'nın attığı gollerin çoğu ceza sahası içerisinden. Golü bile pasla atıyorlar neredeyse. Pep ayrıldığından beri Barcelona, uzaktan şutları daha fazla atmaya başladı gibi. Tito, Pep'e göre daha az pas yapan bir takım oluşturdu.

Gelelim Heynckes'in taktiğine... Heynckes'in taktiğinin temelinde hızlı kontra atak yatıyor. Oluşturduğu takım şuan da Dünya futbolundaki sayılı hızlı kontra yapan takımlardan. Takım savunma yaparken defans hattı resimdeki gibidir. Atağa çıkarken ise sağdan Lahm, soldan da Alaba ileri bindirir ve orta saha görevi üstlenirler. Yani defanstayken 4-2 defans hattı atağa çıkınca 2-4 şeklini alır. Bayern tükenmek bilmeyen bir enerjiye sahip. Bunu aldıkları sonuçlardan ve gole doymamalarından anlayabiliriz. 90 dakika aynı enerjiyle rakibe saldırıyorlar, durmak bilmiyorlar.

Jupp Heynckes'ten muhteşem ve oturmuş sistemli bir takım alacak olan Pep Guardiola'nın Bayern'de neler yapacağı merak konusu...

Devamını Oku »

23 Nisan 2013 Salı

Nobre-Bobo buluşması

Hiç yorum yok:

Götze'nin Münih'e transferi konuşulurken, ligimizde Kayserispor'un kaderini değiştirecek bir transfer gerçekleşti. Küme düştüğü kesinleşen Mersin'in golcüsü Nobre, Kayserispor'a transfer oldu. Kayserispor'da Bobo'nun bulunması, Nobre'nin hem lehine hem aleyhine.

Birbirini tanıyan iki golcü, Kayserispor'da hedefi yükseltir ve bu ikili minimum 25 gol atar. Bobo zaten mevcut kadro ile şuana kadar 15 gol atmış durumda. Nobre ise bu ligin en iyi golcülerinden biri. Mersin'i ligde tutmak için uğraştı ancak başaramadı. Sezonun ortasında ve geçen sezon Fenerbahçe'ye döneceği haberleri vardı ancak şartlar uymayınca gerçekleşmedi transfer.

Kayseri'nin bu sezon ki sisteminde yedek de kalabilir, 11'de Bobo ile birlikte de görev alabilir. Bazı maçlarda aynı anda sahada olacaklardır muhtemelen. Nobre ise formunda olduğu zaman Kayserispor'a çok kritik puanlar kazandıracaktır.

Devamını Oku »

İlk defa Barcelona favori değil..

Hiç yorum yok:
  Barcelona'nın 5 sezon önce yendiği Bayern Münih ile bu sezonki Bayern Münih arasında çok fark var. O zaman Pep'in Barcelona'da geçireceği başarılarla dolu 4 sezonun başlangıcıydı. Şimdi ise Barça'nın başında Pep'in yardımcısı Tito var ve Barcelona'da bazı şeyler hala aynı..Bayern Münih ise bu sezon bazılarına göre, tarihinin en iyi sezonunu geçiriyor Heynckes'in önderliğinde..Bu sezon Avrupa'da en iyi hücum yapan takımlardan biri, en iyi hücum oyuncularına sahip bir takım Münih.

  Barcelona, Bayern Münih'e karşı favori olarak gösterilmiyor. Uzun bir süreden sonra Barça, ilk defa bir maçta favori değil. Bu cümleyi 2-3 sene önce duymuş olsaydık, "bas git, dalga geçme benle" derdik, karşımızdaki insana..Şimdi ise normal karşılanıyor, çünkü karşılarında bu sezon bol bol gol atan bir Bayern Münih var. Sammer geldikten sonra şahlanan Bayern Münih, şuan Avrupa'da her takımdan daha üstün gösteriliyor ve Şampiyonlar Ligi kupasını alamazlarsa, başarısızlık sayılacak.

Devamını Oku »

Türk Futbolunun en büyük hocası Yılmaz Vural..

Hiç yorum yok:

Yılmaz Vural, her zaman büyük takımlardan birini çalıştırmak istediğini dile getiriyor ve bunu söylemekten hiçbir zaman çekinmiyor..Bu isteği bir günlüğüne de olsa gerçekleşmişti bir zamanlar..Gece anlaştığı Fenerbahçe'den sabah kovulduğunu söylemişti katıldığı bir programda..

Küme düşmemek için mücadele eden her  takımın ilk olarak teklif götürdüğü bir teknik adam kendisi. Basında yaptğı hareketler ve açıklamaları ile konuşulan Yılmaz hocanın takımlarında oynattığı oyun ve sistem her zaman eleştirildi..

Türk futbolunun en tecrübeli, en mantıklı konuşan teknik direktörlerinden biri olan Yılmaz Vural, zaman zaman Türk futbolunun yaşadığı sıkıntıları da belirtiyor ancak kendisini ciddiye alanlar olmadığı için, hemen unutuluyor. Ancak bir oyuncuyu övdüğünde ya da bir teknik adama laf attığı zaman hiçbir zaman unutulmayan sözleri var.

Son olarak Radyospor'a konuşan Yılmaz hoca açıklamalarında, Türk futbolunu ve Federasyonun şuan ki sistemini eleştiriyor ancak bu açıklamalarından önce "Drogba at gibi koşuyor" diye bir ifadesi var. Türk futbolunu eleştirdiği sözleri önemsenmeyecek bu açıklamasından dolayı belki..Yine de sıkıntıları dile getirmekten kaçınmamış ve bunu açık açık dile getirmiş..Futbolla bağlarını kopardıktan sonra, değeri anlaşılacak bir hoca..Ne de olsa bizim milletimiz, bir şeyin değerini kaybettikten sonra anlıyor.
Devamını Oku »

Akhisarspor & Ankaragücü

Hiç yorum yok:
Teknik direktör Mustafa Kaplan'ın
galibiyet sevinci
Akhisarspor Süper Lig'de, Ankaragücü PTT 1. Lig'de direniyor. Akhisarspor'un Gekas'ı olduğu için şanslılar ve ligde kalmayı başardılar diyebiliriz..Ankaragücü'nün gerek kadro, gerek maddi açıdan ligde kalması oldukça zor ama oyuncular terlerinin son damlasına kadar mücadele ediyorlar. Bu akşam Boluspor'u 10 kişi kalmalarına rağmen 1-0 yendiler ve Oğuz hocayı görevinden ettiler.

Yarın nelerle karşılacağı belli olmayan takımda inanç ve takımdaşlık olduğu için belki de buraya kadar geldiler. Sezon sonu birkaç futbolcu ile de yollarını ayırmaları muhtemel olan takım, bu şartlar altında şuanki noktaya kadar gelmiş durumda. Alınan galibiyetler, birlik ve beraberlik, buraya kadar gelmeleri alkışlanacak bir olay..
Devamını Oku »