Yiğit Nusret KULA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yiğit Nusret KULA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Temmuz 2013 Pazar

Fenerbahçe'de orta saha rotasyonu #Vol2

Hiç yorum yok:


İlk yazıda hocanın 3-5-2'yi oynatmasının büyük ihtimal olduğunu söylemiştim. Bu yazıda Yanal'ın oynatmasının muhtemel olduğun başka bir planı ve sürpriz denemeler yapabileceğine değineceğim.

Orta saha orjinli 11 oyuncunun bulunması mücadele bakımından çok iyi ancak forma giymeyen oyuncuların küsme gibi bir alışkanlığı var! Mevcut kadroya göre 3-5-2'den sonra en mantıklı plan 4-4-2 olarak gözüküyor. Galatasaray'da Fatih Terim'in yaptığı gibi orta saha, orta saha orjinli oyunculardan kurulabilir. Bu durumda Stoch ve Krasic boşa çıkan iki oyuncu. Caner'in geçen sezon orta alanda da oynaması onu avantajlı kılıyor. Sağ kanatta görev yapan Hollandalı yıldız Dirk Kuyt ise bu oyun planında en uçta görev yapabilir.

Orta alanda yeri garanti olan oyuncular Alper Potuk ve Mehmet Topal. Alper'in geçen sezonun ribaundlarda lider olması oyuncunun ilk 11'de görev yapması gerektiğini gösteren bir etken. Ligin diğer ribaund lideri olan Holmen'i de birçok maçta sahada görebiliriz. Mehmet Topal'ın oynamadığı maçlarda ise geçen sezon takımın savunmada açıklar verdiğini gördük. Topal'ın savunmaya verdiği destek yadsınamayacak kadar önemli bir etken. Raul Meireles'in satılmasının takım için daha hayırlı olacağını düşünüyorum. Mevcut kadroda bana göre Meireles'in de ilk 11'deki yeri kesine yakın. Emre Belözoğlu'nun yaşının ilerlemiş olması oyuncunun yedeğe çekilmesine neden olabilir. Emre'nin bu tür durumlara alışık olması şart. Salih Uçan gibi genç bir yeteneğin bu orta alan rotasyonunda forma giymesi gerçekten çok zor.  Kendisi yedek kulübesine hapsedilmeyecek kadar önemli bir oyuncu ancak bu orta saha rotasyonunda fazla görev alamayabilir.

Geçen sezon Eskişehirspor'da orta saha oyuncusu Veysel Sarı'yı sağ bek oynatan Yanal'ın Fenerbahçe'de de böyle şeyler yapmasının muhtemel olduğunu düşünüyorum. Orta saha oyuncusu Topuz'un sağ bekte istenilen performansı vermemesi hocayı başka arayışlara sevk edebilir.

Geçtiğimiz yıllarda orta sahada büyük sorunlar yaşayan bir takımın bu sezon bu mevkide, bu kadar çok oyuncuya sahip olması da oldukça ilginç bir durum.
Devamını Oku »

Pep ilk resmi maçında

Hiç yorum yok:

Geçen sezonun şampiyonu Bayern Münih, sezonun ilk resmi maçında ligdeki ezeli rakibi Dortmund karşısındaydı. Yeni teknik direktör Pep Guardiola, takımın başında ilk resmi maçına çıkıyordu. Tüm herkesin gözü bu maçtaydı, acaba Süper Kupa'yı kim kazanacaktı?

Her geçen sezon yükselen bir takım olan Dortmund, yeni sezonu kupa ile açtı. Karşısında geçen sezonu 4/4 ile kapatan Bayern Münih vardı. Yeni teknik direktör Pep Guardiola, takım üzerinde birkaç oynama yapmıştı. Schweinsteiger'ı kesmiş, yerine geçen sezon rekor bir ücretle transfer edilen Martinez'i oynatmıştı. Forvet hattında ise Gomez'i fazlasıyla arayacaklar. Birçok pozisyon zamanlama yüzünden harcanmıştı.

Dortmund açısından ise fazla değişiklik yoktu. Geçen sezon kaldıkları yerden devam ediyorlardı oyun planlarına. İlkay'ın daha olgun ve kendini bilen bir oyuncu olması, Dortmund'un işine yarayacağa benziyor. Türk oyuncu kazanılan kupanın baş mimarlarından biri. Orta sahada yaptıkları ile Dortmund'da kalmasının zor olduğunu gösteriyor. Bu sezon CL Şampiyonluğu yaşamak istediği için takımdan ayrılmak istemedi. Yeni transfer Aubameyang ise ilk resmi maçını sadece asistle tamamladı. Bu sezon kendisini yedeklerde göreceğiz gibi.



Pep Guardiola, ilk resmi maçında gözde oyuncusu Thiago'ya tokat attı. Alman medyasının buna tepkisi nasıl olacak göreceğiz. İspanyol hoca ilk maçında yaptığı denemeler ve takımın oynadığı kötü oyundan dolayı şimdiden eleştiri oklarının hedefine oturdu. Thiago'ya attığı tokatı da hesaba katarsak kendisi için eksiler yazılmaya başlandı. Müthiş bir sezon geçiren bir takıma neler vereceği merak ediliyor ancak kupaları kazanan takımın oyununda çok büyük bir değişim var. Bu değişimin ana nedeni Pep Guardiola.

Bu akşam oynanan müthiş bir mücadeleden sonra müthiş bir Almanya Bundesliga bizleri bekliyor. Almanya ligini geçtiğimiz sezonlarda sevmiyordum ancak bu sezonu heyecanla beklemeye başladım. Bu heyecanın ana nedeni Pep Guardiola, daha sonra gerçekleşen transferler.

     
Devamını Oku »

22 Temmuz 2013 Pazartesi

Fenerbahçe'de orta saha rotasyonu

Hiç yorum yok:
Fenerbahçe'de geçen sezon sosyal medyada taraftarın ısrarla transfer istediği orta sahada 11 oyuncu oldu. Bu  sezon yapılan Alper ve Holmen transferlerinin ardından orta sahada hangi oyunculara forma verileceği merak ediliyor.

Takımın yeni teknik direktörü Ersun Yanal'ın ilk 11'i kurarken orta sahada işi oldukça zor diyebiliriz. Hangi oyuncuya forma vermezse, eleştirilere sebep olacak. Bu kadar orta saha rotasyonunun olduğu bir diğer takım ise Alman devi Bayern Münih. Alman basını bunun için "Pep takımı 1-8-1 mi oynatacak" diyerek dalgasını geçmişti. Martinez, Schweinsteiger, Kroos, Robben, Ribery ve Müller gibi oyuncular varken Götze ve Thiago transferi orta saha rotasyonu oldukça geniş bir hale geldi.

Fenerbahçe'de teknik direktör Yanal'ın elinde fazlasıyla orta saha oyuncusu olduğu için 3-5-2'yi denemesi gayet doğal. Üçlü defansın ortasında daha öncede bu sistemde oynamaya alışık olduğu için Alves'in oynaması beklenirken, sağ kanatta Gökhan'ın, sol kanatta Kadlec ya da Hasan Ali'nin oynaması bekleniyor. Sağ bekin alternatifi olan Topuz'un önünde PSV gibi ciddi bir rakip var. Topuz'un bu sınavında vereceği mücadeleye göre ilerleyen günlerde sağ bek transferi yapılabilir.



Orta alanda Kuyt (mevcut kadroda alternatifi yok)-Meireles-Emre-Alper-Caner'e görev vermesi durumunda Selçuk Şahin, Mehmet Topuz, Krasic, Stoch, Topal, Cristian, Holmen, Salih Uçan, Recep Niyaz'dan en fazla üçü yedek kulübesinde oturacak. Bu durumda tribünde oturan her oyuncunun anlayış göstermesi gerek. Bana göre geçen sezonun en iyilerinden Salih ve Mehmet Topal'ın ilk 11'de olmadığı her kadro eleştirilere sebep olacaktır. Topal'ın defansif anlamda ne kadar önemli bir oyuncu olduğunu geçen sezon birçok maçta gördük. Salih oynamadığı sürece Fenerbahçe kaybedecektir.

Santraforda ikili olarak Sow-Webo/Cardozo düşünülebilir. Bu mevkiye Cardozo (transferi gerçekleşmez ise Demba Ba düşünülebilir) ve bir yerli santrafor transferi yapılması kanaatindeyim.  Federasyonun yabancı oyuncu kararı sonrası bir yerli santrafor transferi gerçekleşmezse Stoch ve Krasic'in takımda tutulmasının anlamı kalmayacak.
Devamını Oku »

25 Nisan 2013 Perşembe

Tarihi bir maç..

Hiç yorum yok:
Bizler bugün oynanacak olan yarı final maçına tanıklık edeceğimiz için çok şanslıyız..Kupa gelir, gelmez, orasını bilemem ama yarı finalde olmak, başlı başına bir tarihi başarıdır..Herkes de heyecan, kafada farklı düşünceler var..Geçen haftaya kadar Armsterdam'ı dilinden düşürmeyen taraftar, Gençlerbirliği mağlubiyetinden sonra karalar bağladı..Lig de farklı, Avrupa'da farklı oynayan bir takım seyrediyoruz bu sezon..Yarın nasıl oynayacağımızı az çok kestiriyoruz ancak taraftarın tepkisini kestiremiyoruz...Son düdük çalana kadar destek bitmemeli, oyunculara coşkumuzu, heyecanımızı hissettirmeliyiz..

Aykut hoca, Benfica'nın daha atak ve maça daha hızlı başlayacağını söyledi..Muhtemelen de öyle olacak..Eğer bu oyunu oynadıkları dakikalarda golü bulurlarsa, morallari bozmamak gerek..

Yarın ki maç için takıma ve hocaya güven tam..! İstediğimizi alıcaz ve Portekiz'e turu geçmiş bir şekilde gidicez inşallah! Yarın bu saatlerde yüzümüzün gülmesi dileğiyle...
Devamını Oku »

23 Nisan 2013 Salı

Nobre-Bobo buluşması

Hiç yorum yok:

Götze'nin Münih'e transferi konuşulurken, ligimizde Kayserispor'un kaderini değiştirecek bir transfer gerçekleşti. Küme düştüğü kesinleşen Mersin'in golcüsü Nobre, Kayserispor'a transfer oldu. Kayserispor'da Bobo'nun bulunması, Nobre'nin hem lehine hem aleyhine.

Birbirini tanıyan iki golcü, Kayserispor'da hedefi yükseltir ve bu ikili minimum 25 gol atar. Bobo zaten mevcut kadro ile şuana kadar 15 gol atmış durumda. Nobre ise bu ligin en iyi golcülerinden biri. Mersin'i ligde tutmak için uğraştı ancak başaramadı. Sezonun ortasında ve geçen sezon Fenerbahçe'ye döneceği haberleri vardı ancak şartlar uymayınca gerçekleşmedi transfer.

Kayseri'nin bu sezon ki sisteminde yedek de kalabilir, 11'de Bobo ile birlikte de görev alabilir. Bazı maçlarda aynı anda sahada olacaklardır muhtemelen. Nobre ise formunda olduğu zaman Kayserispor'a çok kritik puanlar kazandıracaktır.

Devamını Oku »

İlk defa Barcelona favori değil..

Hiç yorum yok:
  Barcelona'nın 5 sezon önce yendiği Bayern Münih ile bu sezonki Bayern Münih arasında çok fark var. O zaman Pep'in Barcelona'da geçireceği başarılarla dolu 4 sezonun başlangıcıydı. Şimdi ise Barça'nın başında Pep'in yardımcısı Tito var ve Barcelona'da bazı şeyler hala aynı..Bayern Münih ise bu sezon bazılarına göre, tarihinin en iyi sezonunu geçiriyor Heynckes'in önderliğinde..Bu sezon Avrupa'da en iyi hücum yapan takımlardan biri, en iyi hücum oyuncularına sahip bir takım Münih.

  Barcelona, Bayern Münih'e karşı favori olarak gösterilmiyor. Uzun bir süreden sonra Barça, ilk defa bir maçta favori değil. Bu cümleyi 2-3 sene önce duymuş olsaydık, "bas git, dalga geçme benle" derdik, karşımızdaki insana..Şimdi ise normal karşılanıyor, çünkü karşılarında bu sezon bol bol gol atan bir Bayern Münih var. Sammer geldikten sonra şahlanan Bayern Münih, şuan Avrupa'da her takımdan daha üstün gösteriliyor ve Şampiyonlar Ligi kupasını alamazlarsa, başarısızlık sayılacak.

Devamını Oku »

Türk Futbolunun en büyük hocası Yılmaz Vural..

Hiç yorum yok:

Yılmaz Vural, her zaman büyük takımlardan birini çalıştırmak istediğini dile getiriyor ve bunu söylemekten hiçbir zaman çekinmiyor..Bu isteği bir günlüğüne de olsa gerçekleşmişti bir zamanlar..Gece anlaştığı Fenerbahçe'den sabah kovulduğunu söylemişti katıldığı bir programda..

Küme düşmemek için mücadele eden her  takımın ilk olarak teklif götürdüğü bir teknik adam kendisi. Basında yaptğı hareketler ve açıklamaları ile konuşulan Yılmaz hocanın takımlarında oynattığı oyun ve sistem her zaman eleştirildi..

Türk futbolunun en tecrübeli, en mantıklı konuşan teknik direktörlerinden biri olan Yılmaz Vural, zaman zaman Türk futbolunun yaşadığı sıkıntıları da belirtiyor ancak kendisini ciddiye alanlar olmadığı için, hemen unutuluyor. Ancak bir oyuncuyu övdüğünde ya da bir teknik adama laf attığı zaman hiçbir zaman unutulmayan sözleri var.

Son olarak Radyospor'a konuşan Yılmaz hoca açıklamalarında, Türk futbolunu ve Federasyonun şuan ki sistemini eleştiriyor ancak bu açıklamalarından önce "Drogba at gibi koşuyor" diye bir ifadesi var. Türk futbolunu eleştirdiği sözleri önemsenmeyecek bu açıklamasından dolayı belki..Yine de sıkıntıları dile getirmekten kaçınmamış ve bunu açık açık dile getirmiş..Futbolla bağlarını kopardıktan sonra, değeri anlaşılacak bir hoca..Ne de olsa bizim milletimiz, bir şeyin değerini kaybettikten sonra anlıyor.
Devamını Oku »

Akhisarspor & Ankaragücü

Hiç yorum yok:
Teknik direktör Mustafa Kaplan'ın
galibiyet sevinci
Akhisarspor Süper Lig'de, Ankaragücü PTT 1. Lig'de direniyor. Akhisarspor'un Gekas'ı olduğu için şanslılar ve ligde kalmayı başardılar diyebiliriz..Ankaragücü'nün gerek kadro, gerek maddi açıdan ligde kalması oldukça zor ama oyuncular terlerinin son damlasına kadar mücadele ediyorlar. Bu akşam Boluspor'u 10 kişi kalmalarına rağmen 1-0 yendiler ve Oğuz hocayı görevinden ettiler.

Yarın nelerle karşılacağı belli olmayan takımda inanç ve takımdaşlık olduğu için belki de buraya kadar geldiler. Sezon sonu birkaç futbolcu ile de yollarını ayırmaları muhtemel olan takım, bu şartlar altında şuanki noktaya kadar gelmiş durumda. Alınan galibiyetler, birlik ve beraberlik, buraya kadar gelmeleri alkışlanacak bir olay..
Devamını Oku »

21 Nisan 2013 Pazar

Akhisarspor ve Fanis Gekas

Hiç yorum yok:

 Fanis Gekas, Samsunspor ile Türkiye'ye merhaba dedi..Samsunspor'un bu transferi açıklandığında, birçoğumuz "küme düşme yolunda olan Samsun, kötü transferlerine devam ediyor", "Gekas'ta kim ya ? 31 yaşındaki adamdan ne bekleniyor ?" gibisinden sözler söylemişizdir..İkinci yarıda katıldığı Samsunspor'a bomba gibi giriş yapan Gekas, attığı goller ile kendini bizlere tanıtıyordu. Oynadığı oyun ve forma giydiği 11 maçta 8 gol atarak, Samsunspor'un kümede kalma umutlarını son haftaya kadar taşıyan Gekas'ın onca çabasına rağmen takım küme düşüyordu. Takımın küme düşmesinden sonra, Samsunspor ile yollarını ayıran Gekas, İspanya ligi ekiplerinden Levante'ye transfer olmuştu. İspanya'da geçirdiği ilk yarıda, süre aldığı 8 maçta gol atamayan Gekas, ara transfer döneminde takımdan ayrılıyor, yine ligimize dönüyordu.


  Akhisarspor ile anlaştığında kendini tanıyan Türk futbolseverler, "Akhisarspor yaptığı transfer ile ligde kalmayı garantiledi" biçiminde yorumlar yapıyordu. Akhisarspor forması altında ilk maçına Kayseri deplasmanında çıkan Gekas, Akigolarda ki ilk golünü de atıyordu. Akigolar ilk yarıda oynadıkları oyun ile birçok kişinin sempatisini kazanmıştı, Gekas transferi ile bu sayı daha da artıyordu. Gelinen nokta da kimse Akigoların ligden düşmesini istemiyor, hatta alınan Beşiktaş galibiyetiyle ligden düşmeyecekleri garantilendi yorumları yapılıyor. Gekas ise Akigoların forması altında çıktığı 11 maçta 10 gol attı. Samsunspor forması altında çıktığı 11 maçta 8 golde kalan Gekas, bu sezon biraz daha formda gözüküyor. Attığı gollerle takımına 19 puanlık bir katkı sağlayan gol tanrısı Gekas, 2. yarıda ligde en çok gol atan 3. oyuncu konumunda. Beşiktaş'ın sezon öncesi transferi Olcay'ın attığı gol kadar gol atan Gekas, gol tanrısı lakabının hakkını sonuna kadar veriyor.

Son sözü ise sosyal medyada yazılan bir söz ile koyalım.."Gekas yüksek bonservisle transfer olan santraforlara 1980 yılında tepki olarak doğdu." 

İyi ki varsın Gekas! Gekas transferini yaptığın için teşekkürler Akhisarspor!



Devamını Oku »

18 Nisan 2013 Perşembe

Fenerbahçe Olmadan Hayat Çekilmez!

Hiç yorum yok:


İlk kez bloga bir beste koyuyorum..Yine duygulara tercüman, yine müthiş beste..Yapanların ellerine, ağızlarına sağlık...

Sözleri şöyle:
Bir seni sevmiştim yalan dünyada, 
Döktüğüm göz yaşı uğruna feda,
En güzel aşkları yaşadım ama,
Şampiyon görmeden girmem girmem toprağa,

Arasam dünyayı eşin bulunmaz,

Öyle bir sevdasın paha biçilmez,
Lacivert olmadan sarı sevilmez,
Fenerbahçe olmadan hayat çekilmez.
Devamını Oku »

14 Nisan 2013 Pazar

4 teknik adam...

Hiç yorum yok:



  Aykut Kocaman, Feyyaz Uçar, Oğuz Çetin, Bülent Uygun...4'ü de şuan teknik direktör ve bir şeylerin peşinde..Aykut hoca 3 kupayı kovalıyor, Feyyaz hoca u20 Dünya Kupası için çalışıyor, imparator Oğuz takımını Süper Lig'e çıkarmak isterken, asker Bülent takımını ligde tutmanın hesaplarını yapıyor. 4'ü de eski Fenerbahçeliler..4'ü de şuan büyük iş başarmanın peşinde...
Devamını Oku »

13 Nisan 2013 Cumartesi

Şanssızlık ve kaybedilen 2 puan..

Hiç yorum yok:
Sivasspor-Gençlerbirliği maçında Gençlerbirlği kalecisi Ramazan, talihsiz bir gol yedi bu akşam. Her genç kalecinin başına gelebilecek bir şeydir bu tip goller. Şanssız bir goldü ve Sivasspor ikinci yarı aralıksız bombalıyordu rakip kaleyi. Birçok kişi Ramazan'ı yediği golden dolayı maçın adamı olarak gösterecektir ama yaptığı kurtarışlar ile takımına 1 puanı kazandırdı..Belki de yediği golden dolayı taraftarlar arasında istenmeyecek ve fatura ona kesilecek, yaptığı onca kurtarışa rağmen..


Maça hızlı başlayan Sivasspor bir türlü rakip kalede etkili pozisyon bulamadı. Ramazan'ın pası Aatif'e gitmiş,  Aatif'te içeriye orta yapmasına rağmen Sivasspor bundan da yararlanamamıştı. İlk yarıda organize olamayan ve atakları olgun olmayan Sivasspor, bir türlü golü bulamadı. Gençlerbirliği biraz hücuma çıkınca, Zec ile skoru değiştiriyordu. İlk yarının başlarında adını sık duyduğumuz, sonlarına doğru sahada kaybolan Pei, ikinci yarıda yerini Pedriel'e bıraktı. Pedriel'in girmesiyle daha organize ve atakları olgunlaşan Sivasspor, rakibini sahasından çıkarmıyor, gol için şut üstüne şut çekiyordu. Grosicki'nin oyuna girmesinden 3 dakika sonra, aradığı golü bulan Sivasspor, Rıza hocanın değişiklikleriyle maçtan puan koparmasını başardı. Fuat hocanın geç gelen değişiklikleriyle puan kaybeden Gençlerbirliği ise yine öne geçmesine rağmen skoru koruyamadı ve bir puana razı oldu. Björn'ün yokluğu fena halde hissedildi Gençlerbirliği'nde. Björn yoksa, hücumda yok Gençlerbirliği'nde...

Gecenin olayı ise Sivasspor'un oyuncusu Uğur'un, taraftarlara "size ihtiyacımız var, hadi, hadi" diye bağırması oldu..
Devamını Oku »

7 Nisan 2013 Pazar

Aykut Kocaman'ı anlamak..

Hiç yorum yok:



Aykut Kocaman, kaoslarla dolu olan Türk futbolunun en sakin, en sabırlı adamlarından biri. Küçük bir olayı, herhangi bir açıklamayı büyüten medyaya karşı, özenle seçtiği cümleleri kullanarak açıklamalar yapıyor. Fenerbahçe'ye oynattığı futbol her ne kadar tartışılsa da karakteri, ahlakı ve adamlığı hiçbir zaman tartışılmayacak biri. Ezeli rakibinin takımının başındaki Fatih Terim'e sorulamayan sorulara maruz kalıyor ve o sorulara bile ivedelikle yanıt verirken, hiç bağırmadan o sorulara tepkisini de göstermekten kaçınmıyor. Saha kenarındaki tavırları dahi zaman zaman tartışılırken, o bildiği yoldan hiçbir zaman dönmedi, hep bildiğini okudu. Sakin kalmak ve sabırlı olmak. Ancak hoca, taraftarımızın sabretmediğini ve Fenerbahçe'nin aldığı hiçbir mağlubiyeti kabullenmeyeceğini unutuyor. Büyük takım yönetmek çok büyük sorumluluk almak anlamına gelir. Büyük takımlarda her zaman başarı beklenir. Başarı gelmediğinde ise eleştirilir, istifa etmen istenir..Aykut hoca, futbolda her şeyin başarı olmadığını göstermeye çalışan bir anlayışa sahip. Sabrediyor, sakin davranıyor ve sonunda mutlaka kazanan kendisi oluyor. Aykut hoca, biz futbolseverlere her şeyin olumsuz olmadığını, her şeye olumsuz yönden bakmamamızı sağlayan birisi..Oynattığı futbola rağmen, istatistikler her zaman kendisini başarılı gösteriyor..Futbol da bir skor oyunu değil midir zaten...İyi ki varsın Aykut hocam, iyi ki Fenerbahçelisin..Her kupa seninle gelsin güzel adam...


                     
Devamını Oku »

6 Nisan 2013 Cumartesi

Önder Özen ile yaptığımız röportaj

1 yorum:


 Ntvspor yorumcusu Önder Özen ile güzel bir röportaj yaptık..Aklıma takılanları, hocanın bazı şeyler hakkındaki görüşlerini merak ettiğim her şeyi sordum, hoca da içtenlikle cevap verdi..Kendisine teşekkürü bir borç bilirim..





 Fenerbahçe'den teklif geldiğinde ilk olarak verdiğiniz tepki neydi ve bu teklifi yapan kişi kimdi ?

2001 yılının son ayında ESKİ Sporun altyapı sorumlusu olduğum dönemdi. Oğuz Çetin görüşmek istediğinde elbette çok şaşırdım. O dönem TFF de antrenör eğitiminden sorumlu olan Asafa Özkara tarafından önerilmişim. Hem Fenerbahçe’nin devre arası kamp programı hem de benim maç programım sebebiyle 2002 yılı başında görüşme gerçekleşti. Teklif aldığımda şaşırdım. ESKİ Sporda hedeflerim vardı ve işler yolunda gidiyordu. Büyüklüğün büyüsüne çabuk kapılan biri değilim. Yakınlarımla birlikte değerlendirdim. ESKİ Sporu bırakırken de çok zorlandım. Mütevazi bir kulübüm, büyük ideallerim ve onların beyaz gölgesi olduğuma inanan oyuncularım vardı. Projelerimi hayata geçirebileceğime inansaydım orada kalırdım. Ben ayrıldıktan 2 yıl sonra kulüp kapandı. Sonuçta 2002 martında resmen göreve başladım.


Kulübe adım attığınızda Avrupa kupasında ve ligde bir başarı beklentiniz var mıydı ?
Geldiğim sezon ligi 2.sırada bitirdik. Sonraki sezon Şampiyonlar Ligi ön elemesinde Feyenorod’la eşleşmiştik. Takımda Rüştü, Ogün, Mirkoviç, Ortega, Rapaiç, Yusuf, Revivo, Washington gibi önemli yıldızlar vardı. Elbette herkes gibi benim de beklentim de büyüktü. Özellikle Feyenoord’u izledikten sonra daha da umutlanmıştım. Orta sahada Siji Ono ve Boswelt, Forvette Kalou, PVH gibi önemli oyuncuları vardı. Ancak ağır bir defansı ve vasat bir kalecisi olması Fenerbahçe’yi bir adım öne çıkarıyordu. Sonuçta iki maçı da kaybederek elendik. UEFA kupasında ise sadece AİK Solna’yı eleyebildik. Sonraki turda Panathinaikos’a elendik. Ligde ve Türkiye kupasında da çok kötü bir sezon geçirdik. Elde iyi planlamamış olsa da iyi bir kadro vardı. Ancak hem ülke içinde hem de Avrupa’da beklentilere cevap verilemeyen bir sezondu.


2008 yılında Samet güzel ile Sao Paulo Eyalet Kupasına gitmiştiniz. Beğendiğiniz futbolcular kimlerdi ?

Çok sayıda oyuncu hakkında bilgiler içeren bir rapor hazırladım. Sanırım hala duruyordur. Kulübün portföyüne dahil olan isimleri kulüpte görevi olmayan birinin paylaşması doğru olmaz. Bu soruya cevap veremediğim için üzgünüm.

Zico Fenerbahçe'ye geldikten sonra, takımda neler değişti ?
Oyun anlayışı belirgin bir biçimde değişti. Özellikle ilk 4 ay bu değişimin sancıları yaşandı. Ancak daha sonra son 10 yıldır Fenerbahçe’nin resmi oyun ideolojisi olan anlayışa dönüş yapıldı. Takımda ise önceki döneme göre çok daha pozitif bir hava egemen oldu. Zico futbolculuğunda bir süper star olmanın avantajlarını kullandı. Bir çok antrenörün sorun sandığı olayları kendi yöntemleriyle yönetti.Disiplin konusunda oluşmuş olan formal algının dışında bir anlayışa sahipti. Disiplin konusuna daha informal bir yaklaşımı vardı. Bu anlamda çok başarılı bulurum kendisini. İnsani yönleri, iletişim becerisi, sakin ve soğukkanlı yapısı takıma olumlu yansıdı. Yüzüncü yıldaki şampiyonluk ve sonraki sezon Şampiyonlar Ligindeki çeyrek final başarılı bir periyot olduğunu gösteriyor. Zico kendisine ve oyuncusuna başarı konusunda baskı yapmayan hatta üzerindeki baskıyı alan bir tarz ortaya koydu. Özellikle ilk sezonunun son 4 haftasına bakarsak takımın baskı altında ortaya koyduğu performansı görürüz. Atmosferi yüksek maçları başarıyla oynattığını söylemliyim. Büyük kulüpte olması gerektiği gibi cesur bir teknik adamdı ve bazı maçlarda çok cesur kararlar verdi. Samandıra’da çalışan emekçileri insanlığıyla etkilemeyi başardı. Benim için en büyük farkı olaylara bakışıydı. Bir örnekle anlatmaya çalışayım; O dönemde çok önemli çıkış yapan genç bir oyuncumuz vardı. Pahalı bir otomobil almıştı. Antrenmanlarda büyük abilerine bacak arası falan atıyormuş. Takımın ağabeyleri bana bu genç oyuncuyu ‘çok havaya girdiğini’ söyleyerek şikayet ettiler. Durumu Zico’ya anlattım. Bana aynen şöyle dedi; ‘Önder, çocuk iyi oynuyor. Bırakalım tadını çıkarsın. Bunu hakkediyor’. Bu size anlamlı gelmiyor olabilir. Benim içinse anlamı büyük. Türk futbolunun en büyük sorunlarından biri futbolcuların itaatkar olmaya zorlanması. Zico’nun o rahat bıraktığı futbolcu bugün sahada en doğru kararları veren oyuncuların başında geliyor. Çünkü o dönemde o çocuğun adına başkalarının karar vermesine göz yummayan bir antrenörü vardı. Bir futbolcu için insiyatif geliştirebilmek, karar verebiliyor olmak önemlidir. Bunu sağlayan bir antrenörünüz varsa birçok şeyi değiştirmiş demektir.

Sizin hayatınızda Zico'nun bir değeri hala var mıdır ?

Elbette var. Benim için zor zamanlarda fikrine başvurulacak bir bilge ve vefalı bir dosttur. Bende yeri bambaşkadır. Bir sözü düşünmem ya da harekete geçmem için yeterlidir. Kazandığı parayı favela’larda yaşayan insanlara yardım eden bir vakfa aktaran bir adamdan bahsediyoruz. Her yıl yardıma muhtaç Rio’lular için yardım maçları organize ediyor. Kendi parasıyla yaptığı küçük bir stadyum ve kamp binası var. Orada çocuk ve gençlere futbol öğretiyor. Eyalet liginde oynayan bir kulübü var. Burada yetişen genç yetenekleri bedelsiz olarak büyük kulüplere veriyor. Futboldan kazandığını futbola harcayan bir futbol adamı. Yalan dolan bilmiyor. Şerefiyle oynuyor, hakkıyla kazanıyor ya da kaybediyor. Ona değer vermemek mümkün mü?

Fenerbahçe'den ayrılma nedenleriniz nelerdir ?

Daum’la çalışmak istemediğim için ayrılmaya karar verdim. Ana sebep bu. Buradan Daum’la sorunum olduğu anlamı çıkmasın. Kendisiyle hiç sorun yaşamadım. Antrenörlüğünü de beğenirim ayrıca. Ancak beraber çalıştığımız 3 yıl içinde profesyonel iş ilişkisi dışına çıkmadık. Birlikte çalıştığımız dönemde profesyonel anlamda birbirini anlayan ve uyumlu çalışan insanlardık.

Fenerbahçe'den ayrıldıktan sonra, tekrar kulüpten size bir teklif geldi mi ? Takım çalıştırmayı düşündüğünüz oldu mu ?

Ayrıldıktan sonra teklif gelmedi. Büyük kulüpler istediğinizde dönebileceğiniz değil sadece istendiğinizde gidebileceğiniz kulüplerdir. Takım çalıştırmayı tabi ki düşündüm ve düşündüğümü de yaptım.

Neden futbolda antrenör ya da teknik direktör olmak yerine yorumculuk yapıyorsunuz?

Yorumculuğu isteyerek yaptığım sanılıyor galiba. Bu sorudan öyle anlaşılıyor. Verebileceğimin en fazlasını talep eden bir kulüpten teklif gelmiş olsaydı kategorisine ve olanaklarına bakmadan kabul ederdim. Teklif gelmiyor değil, geliyor. Ancak benimle çalışacak olan kulüp beni sadece bir Teknik Direktör olarak görüyorsa buna evet diyemem.

Yorumcu olduktan sonra, bir kulüpten teklif geldi mi ? Eğer geldiyse, bu teklifler ne teklifleriydi? Arka planda mı görev almak istiyorsunuz yoksa teknik direktörlüğü mü düşünüyorsunuz ?

Elbette teklifler geldi. Ancak teklif yapan kişilerin beni doğru algılamış olduklarını sanmıyorum. Arka plan ya da teknik direktörlükle ilgili soruya gelince; Plan arkada mı yoksa önde mi diye bakmıyorum. Bir kulübü büyütebilir miyim ona bakıyorum. Bakış açım bu. Büyütebileceğim bir kulüp varsa arka plan falan fark etmez. Sonuçta yeteri kadar kameraların önünde bulundum. Kadraja girmek gibi bir derdim yok. Gözlerden uzak olmak gibi bir kaygı da taşımıyorum. Sonuçta her gün aynaya bakıyorum ve gördüğüm kişinin kim olduğunu biliyorum. Bu kişi arkada durması gerekiyorsa arkada, önde durmak zorundaysa önde durur.


Sizce şu anki Fenerbahçe ile Zico dönemindeki Fenerbahçe arasındaki artı ve eksiler neler ?

Kadroyu kıyaslamam isteniyorsa, buna bence gerek yok. O dönemden kalan oyuncular artık daha büyük tecrübeye sahipler. Sonradan katılanlar ise kariyerli ve kaliteli oyuncular. Artılar olarak bakmak gerekirse Aykut Kocaman’ın teknik direktörlüğünde 30 yıldır alınamayan Türkiye Kupası kazanıldı. Biz alamamıştık. Yine bu dönemde UEFA Avrupa liginde çok önemli bir başarı grafiği var. Lazio önünde alınan 2-0’lık galibiyet büyük olasılıkla yarı final için yeterli olacak. Bu da çıtanın daha da yükselmesi anlamına geliyor. Zico döneminde de başarılı bir periyot yaşanmıştı. Şimdi de öyle. Bence bu dönemde eksi yok. Olması gerektiği gibi artılar var.

Fenerbahçe ve Galatasaray’ın çeyrek final maçları hakkındaki görüşleriniz nelerdir ?

Fenerbahçe Lazio karşısında aldığı 2-0’lık galibiyetle yarı final kapısını açtı.Sezonun son virajına 3 kulvarda önemli hedeflerle giren bir takım var. Sezonun finali yaklaştıkça motivasyonun seviyesi daha da artacaktır. Galatasaray’a gelince; çok zor bir kura çektiler. İlk maçta alınan 3-0’lık yenilgi yarı final şansını yok denecek kadar azalttı. Ancak bu durum Galatasaray’ın Şampiyonlar Liginde başarılı olduğu gerçeğini değiştirmez. Çok önemli bir yol kat etti takım.

Sezon öncesinde transfer edilen Krasiç hakkında düşünceleriniz nelerdir ? İlk 11’de neden görev almıyor ?

Krasiç kalitesi ve kariyeri yüksek bir oyuncu. Neden oynamadığını bilmiyorum. Ancak şunu biliyorum. Hiçbir antrenör elindeki silahı kendisine çevirmez. Oynamıyorsa bu kalitesiz olduğu anlamına gelmez ancak hazır olmadığı anlamına gelebilir.

Türkiye’nin geleceği olarak gördüğünüz oyuncular kimler ? Salih Uçan hakkında neler düşünüyorsunuz ?
Salih Uçan saf yetenek diye tanımlanabilecek bir oyuncu. Gelişimini tamamladığında Uluslar arası standarda eğilimli bir oyuncu olacak. Fenerbahçe’de Recep Niyaz ve Beykan ülke futboluna damga vuracak diğer genç oyuncular. Beşiktaş son yılların en önemli transfer hamlesini Oğuzhan Özyakup’u alarak yaptı. Oğuzhan bu haliyle maç kazandırabilecek bir oyuncu olduğunu ortaya koymuş durumda. Futbolunu olgunlaştırdığında ise Beşiktaş’a sezon kazandıracak bir oyuncu olur. Daha az bilinen ama gelecekte ismini sıkça duyacağımız oyunculardan bahsetmesek daha iyi. Zira sezon sonunda onlara ihtiyacım olabilir.

Emre’nin oynadığı maçlardaki Fenerbahçe ile oynamadığı maçlardaki Fenerbahçe arasındaki  fark nedir ? Volkan’ın performansındaki düşüşü neye bağlıyorsunuz ?

Emre az rastlanan kalitede bir oyuncu. Ofansif yetenekleri doğuştan. Defansif özellikleri ise öğrenilmiş beceriler. Oyunun iki tarafını da aynı kalitede oynayabiliyor olması onu farklılaştıran en önemli özelliği. Onu 1.sınıf bir oyuncu yapan özelliği ise ataktayken savunmayı, savunmadayken atağı düşünebiliyor ve planlayabiliyor olması. Bu çok az futbolcuda rastlayabileceğiniz bir özelliktir. Dolayısıyla da oynadığında sahada kusursuz bir oyun aklı vardır. Oynamadığında doğal olarak olumsuz etkiler sahada görülüyor. Sanırım oynamaması en çok Gökhan Gönül’ü olumsuz etkiler. Zira Gökhan temposu yüksek bir oyuncu ve önünde kullanabileceği alan varsa mutlaka koşu atıyor. Ancak Emre yokken bu koşuların çoğuna topla dönmeyen bir orta saha izliyoruz. Volkan’ın performansındaki düşüş çok normal. Çok ağır bir omuz sakatlığı geçirdi. Buna rağmen özveriyle oynuyor. Volkan’a karşı toleranslı olunmalı. Bunu hakkediyor. Takımına dünya kadar maç kazandırmış bir kaleciden bahsediyoruz. Sakatlığın etkileri ortadan kalktığında yine maç alan bir kaleci olduğunu gösterecektir.

Aykut Kocaman’ın taktik ve oyun bilgisi konusunda ne düşünüyorsunuz?

Büyük kulüplerde antrenörlük yapmak zordur. Medya, yöneticiler, kamuoyu ve taraftarlar beklentisi yüksek gruplardır. Beklentilerin yüksek olduğu yerde baskı da yüksektir. Aykut hoca bu baskıya rağmen bildiklerini yapmaya çalışan biri. Ancak bana göre önündeki en büyük engel kendi kendine yaptığı baskı. Oyuncu olarak başarılar yakaladığı bir camiada antrenör olarak görev yaparken daha büyük sorumluluk hissedersiniz. O da zor bir dönemde birçok sorunu göğüsleyerek işini yapmaya çalışıyor. Kolay değildir. Pozisyonu gereği üzerinde çok baskı var. Birde öz-baskı ilave olunca iki kat yoruluyor. Böyle bir ortamda insanın karar mekanizması olumsuz etkilenir. Sistemik bir teknik adamdır. Sistemik teknik adamlar kendi adına kumar oynayabilirler ancak temsil ettikleri camialar adına kumar oynamazlar. O da böyle yapıyor. Sezgileri yerine prensiplere göre karar veriyor. Zordur bu. Sezgisel teknik adamlar çabuk karar verirler. Gemiyi hemen batırır ya da çarçabuk limana yanaştırırlar. Aykut Kocaman sabırlı bir adam ve takımını da sabırlı oynatıyor. Taktik ve oyun bilgisine gelince; bunu ancak kendisinden daha deneyimli birine sormalısınız.

Aykut Kocaman’ın yanında çalışmayı düşündüğünüz oldu mu ?

Olmadı.

Bu sezon ligde hangi takımın oynadığı oyun size zevk veriyor ?
Eskişehirspor her maçının belli bazı bölümlerinde heyecan veren bir oyun oynuyor.Aynı şekilde Beşiktaş’ın çabuk saha boşaltarak oynadığı oyun keyif veriyor. Yüksek tempoya çıkabilen her takım izleyene keyif verir. Ligin ilk yarısının son haftalarındaki Karabük takımı da izleyenlerin beğendiği oyunlar oynamıştı. Bursaspor’u da beğenirim. Edu ve Belushi’nin önündeki Sestak-Tuncay-Batalla-Pinto dörtlüsü tempoyu yükselttiklerinde kaliteli oyun çıkartabiliyorlar. Galatasaray’da ligde ve Avrupa’da yüksek tempoya çıktığında izleyene keyif verir. PTT 1.ligde Erciyes olgun oyun oynayan bir takım. 1461 Trabzon takımı 0-0’ı en iyi oynayan ekiplerden biri. 2.ligde Balıkesirspor’u ilk yarıda 2 kez izlemiştim. Çok beğendiğimi söylemeliyim.

Devamını Oku »

Messi & Alves

Hiç yorum yok:
Messi ve Alves, PSG maçı öncesinde ısınırken, tribündekilere şov yapmışlar. 35 metrede karşı karşıya topu havada tutup, pas çalışmışlar biraz. Bu paslaşma, Alves'in Messi'ye yaptığı asist ile ne kadar yararlı olduğunu gösteriyor. İşin içinde Messi varsa, her şey olağanüstüdür...

 
Devamını Oku »

Fenerbahçe tribünleri...

Hiç yorum yok:
Sezona istifa sesleri ile başlayan Fenerbahçe tribünleri, her geçen hafta müthiş performans sergiliyor. Kötü futbol oynandığı süreçte istifa diye inliyen stad, artık takımı ateşleyecek tezahüratlarla inlemeye başladı. Bu tezahüratlar sayesinde kazanılan maçlar ile birlikte takım zafer için havaya girdi. Kasımpaşa maçından sonra eski günlerine geri dönen tribün, o periyotta takımın topladığı 18 puanda rol sahibi oldu.


Tribün bir takımın sembolü değil midir zaten..Tribünler coşkuluysa, takım kazanır..Coşku, heves, inanç yoksa, takımın kötü oyunu kaçınılmaz bir sondur aslında. Fenerbahçe'de tribün grubu Genç Fenerbahçeliler ile yönetim arasında olan tatsızlık son bulursa, daha iyi oyun seyreder, daha iyi sonuçlar görürüz. Zafere inanmak ve hiçbir zaman içimizdeki coşkuyu ve heyecanı kaybetmemek gerekli. Kaybedersek, sonuçları ne olur demeyeceğim, az çok biliniyor o sonuçlar.


  
Yapılan koreografi de dediği gibi, taraftar tribünde üstüne düşeni yaparsa, sahada oynanan oyun güzel olur ve kazanan taraf Fenerbahçe olur. Tribünler coşkulu olduğu sürece, oyuncular kendilerini taraftara borçlu hissedecek ve terinin son damlasına kadar savaşacaktır. 


  

Devamını Oku »

25 Mart 2013 Pazartesi

Hangisi daha iyi ? Messi mi Ronaldo mu ?

Hiç yorum yok:

Yazıya Maradona'nın bir sözü ile başlayayım.."Messi'yi ya da Ronaldo'yu tutacağınıza ikisini de tutun, futbolun zevkini yaşayın.." Messi mi, Ronaldo mu daha iyi ? sorusuna, Maradona'nın cevabı...



Neden ikisinden birini seçmek zorundayız ? Her iki oyuncu da son yılların en iyi futbolcuları ve biz bu futbolcuları izlemekten zevk alacağımıza, taraf tutmayı seçiyoruz..Ronaldo yaptığı hareketler, uzaktan attığı enfes goller ve gol sevinçleri ile sevilen bir oyuncu. Messi ise gollerden önceki çalımları, attığı golleri ile seviliyor. Bizler bu iki oyuncuyu da aynı anda izlediğimiz için çok şanslıyız..Böyle bir şans, az rastlanır bir şey. Atılan çalımları, yapılan hareketleri izledikten sonra, halı saha maçlarında bizlerde o hareketleri yapmaya çalışıyoruzdur mutlaka..Ronaldinho'nun yapmış olduğu hareketleri, denemişliğim vardır, çoğunda başarısız olsam bile tekrar tekrar denedim..

Messi ve Ronaldo tartışmaları çenemizi yoracağına, gözlerimizi yorsun, onların yaptıklarını izlerken..Ronaldo bir maç kötüyse, diğer maç güzel oynuyor, güzel goller atıyor ve "Oha Ronaldo, insan değilsin!" dedirtebiliyor. Messi, 1-2 maç sessizliğe bürünebiliyor, 3. maçta rakibine 4-5 gol atıyor ve Ronaldo için söylenenleri, Messi için söylüyoruz..

Yazıyı ise Del Piero'nun söylediği bir sözle bitirelim.."'Maradona mı daha iyi yoksa Messi mi sorusunun babanı mı daha çok seviyorsun yoksa anneni mi sorusundan bir farkı yok.'
Devamını Oku »

2 Mart 2013 Cumartesi

Di Matteo vs Rafael Benitez

Hiç yorum yok:


Roberto Di Matteo döneminde daha başarılı performans sergileyen Chelsea, ligin başında arka arkaya kötü sonuçlar gelince Di Matteo'yu kovmuş, yerine Benitez'i getirmişti. Benitez ile daha kötüye giden Chelsea, Di Matteo'nun başarılı performansını arıyor.

Di Matteo, Chelsea'nin sahibi Abramoviç'in istediği kupayı almasına rağmen, kötü sonuçlardan sonra görevinden alındı. Di Matteo, Abramoviç'in harcadığı ne ilk ne de son teknik direktör olucak. Guus Hiddink dışında takımın başına getirdiği her teknik adama tazminat ödeyen Abramoviç, kulübü satın aldığı 2013 yılından bu yana takıma 7 teknik direktör getirdi. Bu 7 teknik direktörden sadece Guus Hiddink'e tazminat ödemedi.

Ancelotti aynı sezon içerisinde takımı hem lig hem de FA Cup şampiyonu yapıp kulüp tarihine geçmesine rağmen, Abramoviç'in gazabından kurtulamamış ve ligi ikinci tamamladığı sezonun hemen arkasından görevinden olmuştu. Di Matteo ise kulübe hem Cl şampiyonluğunu hem de FA Cup şampiyonluğunu tattırmasına rağmen, arka arkaya gelen kötü sonuçlar kendisinin sonu oldu. Di Matteo'dan sonra Chelsea'nin başına gelen Rafael Benitez'in Chelsea kariyeri de pek parlak sayılmış gözükmüyor. Liverpool teknik direktörü iken söylediği sözler sebebi ile Chelsea taraftarı, Benitez'in gitmesini ve Di Matteo'nun geri dönmesini istiyor.

Chelsea kariyerine 15 maçta 7 galibiyet, 4 mağlubiyet alarak başlayan Benitez, 15 maçta 25 puan toplayıp, maç başına 1.67'lik bir ortalama yakalamış. Di Matteo ise 12 maçta 24 puan toplayıp, maç başına 2 puan ortalamaya sahip olmuş. Benitez'in Chelsea'si 31 gol atarken, 16 gol yemiş. Di Matteo'nun Chelsea'si 12 maçta 24 gol atıp, 15 gol yemiş.
Devamını Oku »

27 Şubat 2013 Çarşamba

Aykut Kocaman'ın kadro tercihleri..

1 yorum:

Fenerbahçe bu sezon 3 kulvarda da yarıştığı için Fenerbahçe'nin fikstürü yoğun oluyor. Mersin İdmanyurdu ile başlayan sıkışık fikstür, 17 Mart'tan sonra biraz rahatlayacak. Futbolcular bu yoğun maç programında, fazlasıyla yorulacağı için teknik direktör Aykut Kocaman, bazı oyuncuları dinletmek istiyor, uzun süreden beri yedek  kulübesinde oturan ya da kadro dışı kalan oyunculara da şans veriyor.Bu futbolun doğasında olan bir şey. Ancak, Aykut hocanın oyuncu tercihleri, öyle bir eleştiriliyor ki; sanırsın kadroda olmayan oyuncular hiç yorulmamış ve sözleşmelerinde her maç 11'de olacak diye bir madde var.

Aykut Kocaman, basın toplantılarında kadro tercihlerine cevap vermekten bıktı, bizim medyamız eleştirmekten bıkmadı.. Sanırım bu Aykut Kocaman gitmeden de düzelmeyecek gibi. Medya da Aykut Kocaman' a ön yargılı ve hocayı sevmeyen çok kişi var.
 
Aykut Kocaman bu kadro tercihleri hakkında, "Ne yaparsam yapayım, hangi matematiği yaparsam yapayım 9 tane futbolcu kadro dışında kalacak. Artık biraz daha bu işi yapanların inisiyatifine bıraksak, oyuna baksak, oyunla ilgili konuşsak sanki daha iyi olacak gibi. Ama bu sözleri söylemek de anlamsız. Bizim hayatımız böyle." diye bir söz söylemiş daha önceden..Fenerbahçe de ara transfer döneminde kadroya dahil olanlar ile birlikte toplam 29 futbolcu var. Beykan ve Recep Niyaz A2 takım ile A takım arasında mekik dokuyor. Kurallara göre, bu iki oyuncudan birinin her maç ilk 18'de olma zorunluluğu var." 

Krasic ve Stoch'un formsuzluğu, o kanatta Kuyt (sağ kanatta Topuz oynadığında) ve Caner seçenekleri oluyor. Kuyt'ın sol kanatta ki performansı, sağ kanatta ki performansına göre daha kötü olduğu için sağ kanatta oynuyor. Sol kanat için tek seçenek, geriye kalan Caner. Stoch geçen sezona oranla, bu sezon daha kötü performans sergiliyor. Son oynanan Kasımpaşa maçında bulduğu şansı da kötü kullanınca, bir tek kupa maçlarında görev alacak gibi duruyor, sakatlık veya cezalı olmadığı sürece Caner'e görev vereceği düşüncesindeyim. Krasic ise hocaya göre, bir adaptasyon sorunu yaşıyor..Bu adaptasyon sürecini ne zaman atlatır, tahmin etmesi zor ama formalite olan 1461 Trabzon maçında görev alacağını bekliyorum. Lig ve Avrupa'da telafisi olmayan bir süreçte olduğumuz için bu maçlarda, o kanatta daha çok güvendiği Caner'e görev verecektir. 


Aykut hoca, son maçlarda gereksiz işler yapan Meireles'i ise o mevkinin vazgeçilmezi haline getirdi ve ona güveni sonsuz. Salih Uçan tecrübesiz ve genç yaşta olduğu için, Meireles sakat veya cezalı olmadığı sürece lig maçlarında yedek oturacak gibi.  Salih'in ise bu sezon sadece kupa maçlarında ilk 11'de ve skor olarak önde olduğumuz maçlarda sonradan oyuna girdi. (Son oynadığımız Bate maçında, Meireles cezalı olduğu için ilk Salih 11'deydi, Plzen maçında Meireles cezalı olduğu için yine ilk 11'de Salih başlayacak galiba.) 

Alex'in mevkisinde oynayan ve o mevkide oynadığında çok iyi oynayan Cristian Baroni de ilk 11'in vazgeçilmesi olduğunu, Kasımpaşa maçında gösterdi. Son oynanan lig maçında oyuna sonradan girip, hücumda ki olgunluğu arttırdı. (Sow ile aynı anlarda girdiği için, Sow değiştirdi dense de Cristian'ın katkısı da oldu.) Cristian Baroni Fenerbahçe kariyerinin en verimli sezonu, bu sezon. 

Yazıya da Aykut Kocaman'ın bir cümlesi ile noktayı koyalım... "Hep futbolun kötülüklerini konuşuyoruz. Her şey kötü bizim dünyamızda..Çünkü kötüyü anlatmak kolay, olumluyu anlatmak için bilmek lazım."
Devamını Oku »

18 Şubat 2013 Pazartesi

Gençlerbirliği'n alt yapısından yetişen oyuncular..

Hiç yorum yok:


Bu seneye kadar Gençlerbirliği alt yapısından birçok yetenekli oyuncu çıktı, hala çıkmaya devam ediyor. Yukarıdaki 1. fotoğrafta ki oyunculardan Kerem Akbaba (Bursa Nilüferspor) haricindeki her oyuncu Süper Lig'de ki bazı takımlarda mücadele ediyor. Bu Gençlerbirliği'nin ne kadar sağlam bir alt yapıya sahip olduğunun göstergesi.
 
Gençlerbirliği alt yapısından çıkıp 4 büyük takıma giden oyuncular, kendilerinden şuana kadar istenileni veremediler. Soner Aydoğdu Trabzonspor'a giderken, Orhan Şam ise Fenerbahçe'ye transfer oldu.

Orhan Şam, Fenerbahçe'de Gökhan Gönül'ün alternatifi konumunda. Bu sene Gökhan'ın sakat ve cezalı olduğu maçlarda, yakaladığı şansı değerlendirdiği söylenemez. Orhan Şam'ın oynadığı maçlarda ne Gökhan'ın bindirmelerini yapabildi, ne de Gökhan'ın kademeye girmelerini..Bir hayal kırıklığı olarak nitelendirebiliriz.

Soner Aydoğdu, Türkiye'de büyük takımların transfer etmek istediği orta saha oyuncularından biriydi. Alper Potuk ile birlikte geleceğin en iyi orta saha oyuncularından biri olarak gösteriliyordu. Fenerbahçe'den ve Galatasaray'dan gelen teklifleri reddeden İlhan Cavcav, Soner'i sezon öncesi Trabzonspor'a sattı. Transferden sonra Colman ve Zokora'dan öğrenecekleri ile bir İstanbul takımına transfer olur görüşündeydi birçok kişi. Ancak kendisi de Orhan gibi bir hayal kırıklığı oldu ve ilk sezonunda Trabzon'da bekleneni veremedi.

Artun, daha 19 yaşında olmasına rağmen adından bahsettirmeye başladı ve beklentinin yükselmesine sebebiyet verdi. Artun Akçakın, Gençlerbirliği alt yapıda takımlarının elde ettiği başarılarının çoğunda adı var. Geçen sezon Hacettepespor da attığı 24 gol ile dikkatleri üzerine çeken Artun, bu sezon Gençlerbirliği A takımına yükseldi ve kupa maçlarında görev aldığı 3 maçta 7 gol atarak, kendisini bir kez daha kanıtladı. Eğer böyle devam ederse, Türkiye'nin yeni bir Hakan Şükür'ü olabilir. 


NOT:YUKARIDAKİ FOTOĞRAFLAR TÜRKİYE FUTBOL FEDERASYONU'NUN ÇIKARDIĞI FUTBOL GELİŞİM DERGİSİNİN 6. SAYISINDAN ALINMIŞTIR.

Devamını Oku »